2 Şubat 2016 Salı

Düşüncelerimizde Gizlenen Esrarlı Kuvvet


Düşüncelerimizde Gizlenen Esrarlı Kuvvet

 

Efendim bu başlık, son Mesnevihan (Hz. Mevlana’nın eseri Mesnevi’yi her yönüyle en iyi bilen kişi) sevgili Hayat Nur Artıran Hanımefendi’nin “Aşk Bir Davaya Benzer” isimli kitabındaki bir bölümün adıdır.

 



Evet bu yazıda çok çok önem arzeden “Düşünce” den bahsedeceğiz. Yazıda sevgili H. Nur Hanımın kitabından çokca alıntılar yaptığımız için bu başlığı tercih ettik.

 

Şimdi Nur Hanımın kitabındaki Düşünce bölümünün girişi şöyle başlıyor:

 

DÜŞÜNCELERİMİZDE GİZLENEN ESRARLI KUVVET

 

“Aslında insanın aradığı her şey, her şekil, her suret sadece düşüncelerden meydana gelir.

O nedenle, iyi, güzel şeylerden başka bir şey düşünme!

Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir.”

 

“Beden topraktan yaratılmıştır. Düşünceler tohum gibidir,

ne ekersen onu biçersin.”   Hz. Mevlana

 

Maddi manevi tüm yaşantımızı yönlendiren, bizleri mutlu, mutsuz, başarılı, başarısız, kul veya sultan eden, insani, hayvani cümle duyguların merkezinde sadece düşünceler vardır.

 

İnsanı bir anda Arş-ı Ala’ya çıkaran düşünce, aynı hızla esfel-i safiline de düşürebilir. Kainatta var olan her şey, külli ve cüzi düşüncenin yeryüzüne yansıyan farklı görüntüleridir.

 

Hz. Mevlana, Mesnevi’de, “Ey insan sen bir düşünceden ibaretsin. Gerisi et, kemik, kıldır” der. Fakat burada sözü edilen düşünce de salt faydasız, kuru bir düşünce değildir.

 

Çünkü hayvanların da kendine göre bir düşünce mekanizması vardır. Onlarda akıl ve düşünceleri sayesinde bu alemde yaşarlar. Muhyiddin Arabi Hazretleri “İnsan konuşan hayvandır” der.

 

Bu çerçeveden bakıldığında, insanı hayvandan ayıran tek şey, sadece hüsn-ü zandır. Yani tümüyle Rabbani olan pozitif düşünce.

 

Çünkü düşünce vardır rahmani, düşünce vardır hayvani…İnsandaki sesi, sözü kıymetli ve özel kılan, o sözleri meydana getiren, güzel düşüncelerdir.

 

“Ey insan, sen bir düşünceden ibaretsin. Gerisi et, kemik, kıldır.” Beyitindeki asıl maksat da güzel bir düşünceyle doğmayan her şeyin hayvanlık vasfı olduğudur.

 

Zaten arz ettiğimiz beyitin devamında, “Eğer düşüncen gül ise sen gül bahçesisin. Diken ise ateşe atılacak odun gibisin. Eğer gülsuyu gibi latifsen, hoş kokuyorsan, insanlar seni başlarına, yanaklarına sürerler. Eğer pis kokuyorsan seni dışarı atarlar.”

 

Ayrıca bu beyitlerden düşüncelerimizin hoş veya nahoş kokulara sahip olduğu da çok açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

 

Bildiğin üzere Peygamber Efendimiz (sav), bir hadis-i şeriflerinde, “Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi” diye buyurmuştur. Bunlardan biri güzel kokudur.





(Peygamber Efendimiz SAV -Veysel Karani- Yemen taraflarından bana güzel kokular geliyor, demiştir.)
 

 

Kitapta olan bu yazıyı Word’e aktararak bana yardımcı olan dostum İbrahim Oğuz’a çok teşekkür ederim. Üstelik çalışan tek kası başparmağı ile tek tek harflere tıklayarak yazdı. Allah razı olsun.

 

Kafamıza gelen düşünceler üç çeşitti. Rahmani, nefsani, şeytani…

 

Rahmani düşünceler insana ferahlık verir, kendini iyi hissettirir. Mesela, şu hasta komşuma bir hediye alıp gideyim moral vereyim, gibi içimizden gelen sesler rahmanidir.

 

En mühimi şeytani düşüncelerdir ki, insanı huzursuz eder, sıkıntı verir ve olumsuz, negatif düşünmeye sevk eder, neticede büyük günah su-i zanna düşürür.

 

BU KONUDA BİR ANIM:

 

Ben emekli olmadan önce bir sabah babam tekerlekli sandalyede yine işe getirdi. Babam sandalyeyi iterken hergünkü gibi iş arkadaşlarıma selam verdim.

 

Çok sevdiğim bir arkadaşım bana bakmadı, suratı asık gibiydi. O gün akşama kadar türlü şeytani düşünceler sıkıntı verdi, negatif düşündürdü.

 

Dün ben ona, ne kadar çok kahve içiyorsun, demiştim. Kesin bana küstü, tavır aldı, gibi sui zan ettim.

 

Biliyorsunuz şeytanın amacı suizanna düşürüp sevaplarımızı eritmek ve özellikle eş ve dostların muhabbetini, sevgisini azaltmaktı…

 

Eğer vaktiniz varsa Sui Zan’la ilgili yazımızı tekrar okuyunuz:

 


 

Sonunda akşama doğru arkadaşın odasına gittim, izin almış, çıkmış. Tabi sabaha kadar yine negatif düşüncelerle boğuştum.

 

Sabah güleryüzle selamımı aldı ve mukabele etti. Ben dünkü tavrını sordum. İnan görmedim, dedi.

 

Dün dişim çok ağrıyordu, bende kulaklıkla klasik müzik dinleyerek ağrıyı unutmaya çalışıyordum. Öğlen de izin aldım, dişçiye gittim dostum, dedi.







(Helallik almazsak mahşerde Cenab-ı Allah kazandığımız sevapların bir kısmını alıp suizan ettiğimiz insana verecek. Suizan kul hakkıdır çünkü.)
   

 

İLLA ZİKİR

 

Sevgili değerli bilge kamil insan, Mevlevi Hayat Nur Artıran Hanımefendi bir TV’de sohbetinde bu konudan şöyle bahsetti:

 

“İzleyenlerden gelen bir soruda izleyici içten gelen seslerden sordu ve çözüm istedi. Nur hocam, İçimizden gelen bizi huzursuz ve mutsuz eden sesler şeytanidir, çünkü rahmani olan  sesler, asla  insanı mutsuz etmez, bilakis insana huzur ve sükunet verir, dedi.

 

Bunlar şeytani vesveselerdir ve arı sürüsüne benzer. Kaçtıkça kovalarlar. Arı sürüsünden kurtulmanın yolu suya dalmaktır. Arılar suya giremezler.

 


Tasavvufta suyun manası zikirdir. Vesveseden kurtulmanın çaresi Allah’ı zikretmektir. İlla ZİKİR, ZİKİR, ZİKİR... Ayette Rabbimizin dediği gibi:

 

“Eğer şeytandan gelen bir vesvese seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitir, her şeyi mükemmel tarzda bilir.” (Fussilet suresi, 36. ayet)

 

Zikir sadece ele tesbih alıp Allah Allah Allah ... demek değildir. Zikir, anmak, hatırlamak demektir.

 

Namaz zikirdir, Kuran okumak, dua etmek, dini kitap okumak, dini sohbet dinlemek, hatta dini film izlemekte zikirdir.

 

Maksat  şer olan cümle işlerden ayrılıp hayra, dolayısıyla huzura yönelmektir. Yani, iyi, güzel, doğru, hayırlı olan cümle işlerimiz bir zikirdir.. ”

 

ŞEYTANIN AMACI:

 

Evet, şeytan insanı huzursuz ederek ibadetten uzaklaştırmak için vesvese verir. Vesvese, önem verilmediğinde kaybolur. Sabun köpüğü gibi sönüverir.

 

Fakat bunların şeytandan olduğunu bilmediğimiz zaman, sanki aklımıza gelen düşüncelerin, hayalimize gelen ebepdışı resimlerin irademizle oluştuğunu sandığımız vakit problem başlıyor.

 

O düşüncelerin şeytanın fısıltıları olduğunu bilemediğimizde, sanki hakikatmış gibi kalbimiz rahatsız olur ve kurgu senaryoları üretiriz, ortada hiç birşey yokken büyüttükçe büyütürüz. 

 

Vesvese hastalığına yakalanmamak için ise tedbirli olmalıyız. 

 

İşin ilk önlemi, bilmektir. Vesveselerin kaynağı şeytandır. Şeytanın amacı insanı huzursuz edip bıktırmaktır ki, ibadetten uzaklaşsınlar. Bilen vesvese etmez.  

 

Bazen de vesveseler günlük hayatımızda dostlarımız hakkında gelir. Şeytanın amacı sevgiye muhabbete zarar vermektir ki, toplumda kin, haset, nefret, kışkançlık ve suizan oluşsun…

 

Suizan, yani bu vesveselerle gerçekte hakikat olmayan bir şeyi kötüye yorarız ve doğru kabul ederiz ve muhatabımız hakkında kötü düşünceler oluşur.

 

Suizan etmek kul hakkıdır ve büyük günahtır. Uyanık olalım. Hüsnüzan (Pozitif düşünmek) ise sevaptır.

 

DÜŞÜNCELER TOHUMDUR

 

Hz. Mevlana “İnsan düşünceden ibarettir, gerisi et, kemik, kıldır.” Der.

 


H. Nur Artıran Hanımefendi bir sohbetinde diyor ki: İnsan topraktan yaratılmıştır. Her düşünce bir tohumdur. Her düşünce beden toprağına ekilir. Ne ekersen onu biçersin.

 

Hz. Mevlana, eğer ayağına diken battıysa, günün birinde sen ekmişsindir. Eğer sana gül verdilerse, onun tohumunu da sen ekmişsindir, der.

 

Zaten biliyorsunuz Peygamber Efendimiz SAV:

 

"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. " , der.

 

Sevgili Peygamberimiz SAV, İslam'a göre her işin başı ve ahiretin yegane geçer akçesi olan iman ile sevgi arasındaki bağı en çarpıcı biçimde bu hadisinde dile getirmiş bulunmaktadır.

 

Afüvv (Affedici) ve Gaffar (tövbe edenin günahlarını affedip örten) olan Cenab-ı Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmalı ve biz imanlı müslümanlara da yakışan affetmektir.

 

Muhabbetimizi engellemek isteyen şeytana fırsat verip sevindirmemeliyiz. İyi geçinmek ibadettir. İyi geçinmek için görmezden gelip hata örtücü olmalıyız.

 

Aslında daha yazacak çok şey var fakat yazı çok uzadığı için burada bitiriyoruz.

 

 

Celalin Penceresinden

 

 

7 Ocak 2016 Perşembe

KİTABA BAŞLAMADAN ÖNCE BİR AÇIKLAMA


Merhaba Sevgili Gönül dostlarım,

 

Kitabımızı yeni açtığımız bog sayfasında yayınlamaya http://icimdekibitmeyenozlem.blogspot.com.tr/ başladık.

 

Gelen maillerde kitabı burada da (Celalin Penceresinden) yayınlasanız diyordu.

 

Şimdi karar verdik. Bundan sonra kitabımızın yeni bölümünü yayınladığımız gün burada da yayına vereceğiz.

 

İŞTE KİTABIMIZDAN YAYINLANAN BÖLÜMLER:

 


 


 

 

 

Celalin Penceresinden

 

   




 

 

Merhaba ben Efkan Vural, öğretmenim, kitabın yazarı Celȃl Çelik’in komşusu ve yakın dostuyum. Bu kitap aslında Celȃl’in hayatı kadar ilginçtir. 

 



Filmlerdekine benzer o saf aşkı, o aşkın nasıl ilahi aşka dönüştüğünü, başaramaz denen bir engellinin nasıl başardığını göreceksiniz.

 

Aşk’a, engellilere, dinimize bakışınızı değiştirecek bir hayat öyküsü...

 

Engelli olmak onun için Allah’ın hediyesidir.

 

Kitabın yazarı komşum Celȃl Çelik, hastalığının günden güne ilerlemesinden dolayı, her görüşmemizde bana sürekli vuslattan bahsederdi. Yani, ölümden ve Allah’a kavuşmaktan…  

 

Ve her ziyaret ettiğimde, Efkan hocam ölürsem bu kitabın sonunu mutlaka siz tamamlayın inşallah, diyordu.

 

Celal, çok şükür artık kitabı bitirdi ve sağlığı yerinde hamdolsun.

 

Celal; Hocam her güzel filmin ve romanın sonu ilginç biter, ki seyirci o sonu merakla beklesin.  Biliyorsunuz önceki yayınevi de bu kitabın bir sonu yok, diye basmayı reddetmişti, dedi.  

 

(Yayınevinin kitabı basmayı reddetmesi kitapta anlatılıyor.)

 

Hocam, nolur sonunu siz yazın, kitabı bir neticeye bağlayın, sizin yazılarınız harika, dedi. Gerçeğe uygun duygusal bir son kurgular mısınız inşallah, diye çok ısrar etti.

 

Ben de onu kıramadım ve elinizdeki kitap tamamlanmış son halidir.

 

Şimdi Celȃl Çelik’in son bölüme kadar yazmış olduklarını buyrun okumaya başlayalım.

 

Kitabın 41. Son Bölümünü ricası üzerine ben kaleme aldım.

 

O Son Bölümü daha iyi anlamanız için, kitabın tümünü sırayla okumanızı öneririm.

 

  Efkan Vural

 

 

 

***

 

6 Ocak 2016 Çarşamba

Kitabımızdan Bugün Yayınlanan Bölüm


Kitabımızdan Bugün Yayınlanan Bölüm

 

Kutsal Kitabımızın ilk emri OKU! olmasına rağmen hepimiz öylesine meşgulüz ki, istesekte kitap okumaya fırsat bulamıyoruz.

 

İşte size kitap okumak için müthiş bir fırsat sunuyoruz: İçimdeki Bitmeyen Özlem

 

Kitapta anlattığım hayat serüvenimin özeti şudur : “Hasta olduğumu, hayallerle geçmiş ondokuz yılın sonunda öğrenmem. Ve yıllardır aradığım içimdeki o özlemin kaynağını bulmam... ”

 

Bu kitabı okurken belki de gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Sanırım çoğu insan kendi yaşamından kesitler bulacaktır. Bu kitap hem engellilere, hem de sağlıklı insanlara ibretlerle doludur.

 

İnsanların hayata bakışları her an değişebilir. Nasıl bir değişim geçirdim, yaşadığım aşk şimdi nasıl ilahi aşka dönüştü? Umarım sıkılmadan keyifle okuyacağınız bir kitap olmuştur.

 

Bu kitabın ismini " İçimdeki Bitmeyen Özlem " koyduk. Bunun ne olduğunu anlamışsınızdır ama kitabı okuyunca daha güzel keşfedeceksiniz inşallah.

 

Rabbim, en güzel şekilde istifade etmeyi hepimize nasip etsin.

 

*****************

 

4 Ocak 2016 Pazartesi günü ile kitabın yayınına başladık çok şükür.

 

KİTABI SAYFAMIZDAN OKUMANIZ ÇOK DAHA KOLAY OLACAKTIR.

 

SAYFAMIZ, AKILLI TELEFONLARDAN DA ÇOK KOLAY OKUNABİLİR.

 

İŞTE BUGÜN KİTABIMIZDAN YAYINLANAN BÖLÜM:

 

ÖNSÖZ -  TAKDİM:

 


 

 

 

Celalin Penceresinden

 

   

4 Ocak 2016 Pazartesi

Kitabımız yayına girdi Elhamdülillah


Kitabımız yayına girdi Elhamdülillah

 

Kutsal Kitabımızın ilk emri OKU! olmasına rağmen hepimiz öylesine meşgulüz ki, istesekte kitap okumaya fırsat bulamıyoruz.

 

İşte size kitap okumak için müthiş bir fırsat sunuyoruz: İçimdeki Bitmeyen Özlem

 

Kitapta anlattığım hayat serüvenimin özeti şudur : “Hasta olduğumu, hayallerle geçmiş ondokuz yılın sonunda öğrenmem. Ve yıllardır aradığım içimdeki o özlemin kaynağını bulmam... ”

 

Bu kitabı okurken belki de gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Sanırım çoğu insan kendi yaşamından kesitler bulacaktır. Bu kitap hem engellilere, hem de sağlıklı insanlara ibretlerle doludur.

 

İnsanların hayata bakışları her an değişebilir. Nasıl bir değişim geçirdim, yaşadığım aşk şimdi nasıl ilahi aşka dönüştü? Umarım sıkılmadan keyifle okuyacağınız bir kitap olmuştur.

 

Bu kitabın ismini " İçimdeki Bitmeyen Özlem " koyduk. Bunun ne olduğunu anlamışsınızdır ama kitabı okuyunca daha güzel keşfedeceksiniz inşallah.

 

Rabbim, en güzel şekilde istifade etmeyi hepimize nasip etsin.

 

*****************

 

Bugün, 4 Ocak 2016 Pazartesi günü ile kitabın yayınına başladık çok şükür.

 

KİTABI SAYFAMIZDAN OKUMANIZ ÇOK DAHA KOLAY OLACAKTIR.

 

SAYFAMIZ, AKILLI TELEFONLARDAN DA ÇOK KOLAY OKUNABİLİR.

 

İŞTE BUGÜN YAYINLANAN BÖLÜM:

 

Kitabın Fragmanı – Hoşgeldiniz =

 


 

 

 

Celalin Penceresinden

 

   

1 Ocak 2016 Cuma

Kitabımız “İçimdeki Bitmeyen Özlem” Yayına Hazır


Kitabımız “İçimdeki Bitmeyen Özlem” Yayına Hazır

 

Kutsal Kitabımızın ilk emri OKU’dur. Fakat, engelli olmama rağmen ben dahil hepimiz öylesine meşgulüz ki, istesekte kitap okumaya fırsat bulamıyoruz.

 

İşte size kitap okumak için müthiş bir fırsat sunuyoruz, Rabbim, en güzel şekilde istifade etmeyi hepimize nasip etsin.

 

Yaklaşık bir yıl önce yazmaya başladığımız kitabımız tamamlanmıştır elhamdülillah…

 


Aslında bu kitabın yazılmaya başlanması 2007’ye kadar gider. O zaman kısaca hayat hikayemizi anlatmıştık. Beğenilmesi üzerine 2009’da daha da geliştirmiştik.

 

Emekli olduktan sonra ise, şeker koması gibi yaşadıklarımı da ekleyerek 2012’de “En Büyük Engellilik Nedir?” ismiyle bu hikayeyi 80 sayfalık minik bir kitap haline getirmiştik.

 

Geçen yıl kalbime doğdu. İçimden rahmani bir ses dedi ki; “Celal bu hayat hikayeni yazdığın köşe yazılarıyla harmanla ve bir roman gibi yaz, ki okuyanlar istifade etsinler.”

 

Düşündüm, evet ömür çok kısaydı. Zaten FA ve şeker hastasıydım. Ölüm heran gelebilirdi. Ya nasip diyerek şubat 2015’te başladık yazmaya… Şimdi bitti elhamdülillah…

 

***

 

Kitaba, anlatılan konularla ilgili pekçok duygusal ve ibretlik hikayeler de eklenmiştir.

 

Bu bir roman değildir, zaten roman yazacak kadar edebi bilgim ve yeteneğim yoktur.

 

Derler ya, hayatımı yazsam roman olur diye. Acizane yaşadıklarımı önceleri özet halinde yeğenlerimin amca/dayı’larını tanıması için yazmıştım.

 

Şimdi, tüm okumayı sevenler için bir roman tadında yazdım. Herkesin payına düşen bir hisse vardır.

 

Kitabı nasıl ve neden yazdığımı kitabın satır aralarında keşfedeceksiniz. Anlatılacaklar tümüyle yaşanmıştır, fakat sıkılmadan okunsun diye belki % beşi kurgudur.

 

Yaşadığım hayat serüvenimin özeti şudur : “Hasta olduğumu, hayallerle geçmiş ondokuz yılın sonunda öğrenmem. Ve yıllardır aradığım içimdeki o özlemin kaynağını bulmam... ”

 

Bu kitabı okurken belki de gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Sanırım çoğu insan kendi yaşamından kesitler bulacaktır. Bu kitap hem engellilere, hem de sağlıklı insanlara ibretlerle doludur.

 

İnsanların hayata bakışları her an değişebilir. Nasıl bir değişim geçirdim, yaşadığım aşk şimdi nasıl ilahi aşka dönüştü? Umarım sıkılmadan keyifle okuyacağınız bir kitap olmuştur.

 

Bu kitabın ismini " İçimdeki Bitmeyen Özlem " koyduk. Bunun ne olduğunu anlamışsınızdır ama kitabı okuyunca daha güzel keşfedeceksiniz inşallah.

 


Rahat okunması için kitabı üç kısıma ayırdık.

 

Giriş (1-13. bölümler) , Gelişme (14-30. bölümler) , Sonuç (31-41. bölümler) .

 

Bu üç kısmı da, kendi içlerinde toplam 41 bölüme böldük.

Mesela, Giriş kısmı 13 bölümden oluşmaktadır.

 

Her bölüm de alt başlıklar halindedir. Yani okuması gayet kolaydır.

 

***

 

Şimdi şöyle bir plan yaptık. Kitap için yeni bir blog sayfası açtık. ( http://icimdekibitmeyenozlem.blogspot.com.tr/ ) Yukarıda butonu vardır.

 

41 Bölümden oluşan kitabımızdan herhafta Pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri bir bölüm yayınlayacağız.

 

İlk önce 4 Ocak 2016 Pazartesi günü ‘Kitabın Fragmanı’ bölümü, çarşamba ‘Önsöz’ bölümü ve Cuma günü 1. Bölüm ile kitabın yayınına başlayacağız inşallah…

 

Kitaptaki herşey yaşanmıştır. Yalnız 41. Son bölüm kurgudur…

 

Bunun nedeni okuyucu her filmin veya romanın sonunu merak eder, öyle okur.

 

Benim hayat romanım bir neticeye bağlanmadığı için sonunu ısrarlı ricamı kırmayan sevgili komşum ve dostum Eğitimci, Yazar Efkan Vural Hocam kurguladı.

 


İnşallah kitabı okudukça o son bölüme merakınız artacaktır.

 

Ben dahil çoğumuz kitap okumaya fırsat bulamıyoruz. Aslında bu bir kitap okuma fırsatı olacak inşallah. Herbiri 8-9 sayfa olan toplam 41 bölüm…

 

Gözünüzde büyütmeyin. Uzun paragraflar yok. Bir bölümü 15-20 dk’da okursunuz. Birer gün boşluk var ki, eğer o gün okumaya fırsat bulamazsanız ertesi gün okursunuz.

 

Böylece birkaç ayda güzel bir kitabı bitirmiş olacaksınız. Sonra tekrar okumak isterseniz, blog sayfamızdan istediğiniz zaman, istediğiniz bölümü tekrar okuyabilirsiniz.

 

Otomatik çalan güzel sözsüz müzikler eşliğinde…

 

******

 

Bana gelen sorulardan biri, kitabı baskı yaptırmayacak mısın abi, oldu.

 

Aslında geçenlerde bir yayınevine gönderdik. Kitabı çok beğendiklerini ve basıma uygun bulduklarını belirttiler.

 

Ve inşallah basıldığı zaman internetten ve de seçkin kitapçılardan satışa sunulacakmış.

 

Basıldığı zaman yine bu blog sayfamızdan duyururuz inşallah. Kimimiz elimize kitabı alıp yatağa uzanarak kitap okumayı seviyoruz çünkü.

 

Eğer kitap basılsa bile burada yani internette de olacak. Çok kişiye ulaşıyor çünkü.

 

Hatta Sevgili Efkan Vural hocamın tavsiyesiyle tüm dünyaya ulaşmak istiyoruz.

 

“Celal, sen ingilizce biliyorsun, bu kitabı ingilizceye çevirsen ne güzel olur, hem tüm engellilere, aslında dünyadaki kalbinde sevgi olan ve gerçeği arayan gençlere ulaşşan keşke” demişti. 

 

Allah ömür verirse bunu kendime hedef edindim. Bu kitabın internette yayınını bitirdikten sonra tercüme işine başlayacağız.

 

Allah ömür verirse ingilizce bir blog sayfası açarak yayınlayacağız. Ve tüm dünyadaki engelli Facebook grupları ile bu siteyi duyuracağız inşallah.

 

Rabbim tesirini lütfetsin inşallah.

 

Ayrıca bir başka düşüncem de şu; Kitabın yayını bittikten sonra bir film yönetmenine bu kitabı gönderip film olup olmayacağını soracağız.

 

Amacımız sadece Allah rızasıdır, daha geniş kitlelere bu kitaptaki hakikatleri ulaştırmak ve insanlara manevi yönden faydalı olmaktır.

 

Allah bu hayalimizi dua olarak kabul buyursun inşallah.

 

 

Celalin Penceresinden