9 Nisan 2014 Çarşamba

Fatiha suresi, Kuran’ın özetidir


Fatiha suresi, Kuran’ın özetidir

 

Bir yazımda televizyonu pek açmadığımı anlatmıştım. Genelde yazı yazarken radyo dinlerim, sadece haftada bir dizi film ve bir maç izlerim, demiştim.

 

Geçenlerde yine bir maç izlerken aklımdan şu düşünceler geçti. Ve hemen akıllı telefona not aldım ki, bu konuda Rabbim bir yazı lütfedecek inşallah, dedim.

 

Maçı izlerken şunu farkettim. Ben bu yabancı takımda oynayan tüm futbolcuların isimlerini, yaşlarını, hangi takımdan transfer olduklarını, kaç gol attıklarını, vs... biliyorum.

 

Naçizane ben çocukluğumdan beri (belki 27 yıldır) futbolu iyi takip ediyorum ve neredeyse yakın futbol tarihi kitabı yazacak kadar çok şey bildiğimi farkettim.

 

Fakat 2005’te namaza başladım. Namaza başlayana kadar fatiha suresinin kısa manasını bilsem de, açıklamalı mealini hiç okumamıştım. Yani gerçek Fatihayla 32 yaşımda tanıştım.

 

İnternette bir istatistik okudum. Namazını kılan insanların %90’ı fatihanın manasını bilmiyorlarmış. Haddim olmasa da, güzel niyetle Fatiha Suresi hakkında yazmak istiyorum.

 


Biliyorsunuz, her kitabın başında, içindekiler diye bir bölüm vardır. Orada, kitap içerisinde hangi konulardan bahsedildiğini görebilirsiniz...  Bu konuda Bediüzzaman Said Nursi diyor ki:

 

“Cenâb-ı Hak, insanı, kâinata câmi bir nüsha ve on sekiz bin âlemi hâvi şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve Esmâ-i Hüsnâdan her birisinin tecellîgâhı olan her bir âlemden bir örnek, bir numune, insanın cevherinde vedîa bırakmıştır.

***
İnsan şu âlem-i kebirin bir misal-i musağğarıdır ve Fatiha-i Şerife şu Kur'ân-ı Azîmüşşânın bir timsal-i münevveridir.”

 

Yani insan, nasılki şu kainat kitabının fihristidir, Fatiha da, Kuran’ın özetidir.

 

Besmele dahil 7 ayet olan Fatiha Suresinin Meâl-i Âlisi:

 

1- Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile...

2- Hamd ve sena, şükür ve minnet yalnızca tüm âlemlerin Rabbi olan Allah’a hastır.

3- O Allah Rahmandır, rahmeti bütün âlemleri kuşatmıştır. Rahimdir, şefkati ile tüm inananları ahirette cehennemden korur.

4- Ahiret âlemlerinin, din gününün sahibi yalnız O’dur.

5- Biz bütün varlıklar yalnız Sana ibadet eder, sadece Senden yardım isteriz.

6- Bizi Sırat-ı Müstakimde istikamet üzere doğru yolda hidayete erdir.

7- Kendilerine nimet verdiğin peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yoluna ilet. Gadaba uğramış olan felsefecilerin ve yoldan çıkmış ehl-i dalalet ve ilhadın yoluna değil…”

 



Fatiha Suresi hakkındaki herşeyi burdan inceleyebilirsiniz:

 


 

Şu 7 ayet Kuran’da nelerden bahsedildiğini anlattığı için, ümmül kitap olduğu için (Kitabın anası) çok önemlidir. Peygamberimiz SAV diyor ki:  

 

"Fatiha-i Şerife terazinin bir kefesine, Kur'an-ı Kerim diğer bir kefesine konsa, Fatiha-i Şerife yedi misli ağır gelirdi."

 

Nitekim yine Peygamber Efendimiz SAV “Fâtihatu’l-Kitâb’ı (Fâtiha Suresini) okumayan bir kimsenin namazı olmaz.” [Buhari, (756); Müslim (394)…] buyurmuşlardır.

 

Önceki yazılarımdan hatırlarsınız, Allah kalbimdeki iman nurunu, Kuran’ın Türkçe mealini düşünerek ve anlayarak ve uygulayarak okumaya başlamamla yaktı, demiştim.

 

Yukarıdaki meal üzerinde düşününce Kuran’ın fihristi olduğu anlaşılıyor. Birinci ayet besmeledir ve üçüncü ayette birkez daha Allah’ın Rahman ve Rahim olduğu belirtiliyor.

 

İkinci ayette nefis, benlik, egodan sıyrılmamızı ve asıl övgü ve şüküre layık olanın alemlerin Rabbi Allah olduğunu anlıyoruz. Ben yaptım, ben başardım değil, Allah bana lütfetti, hamdolsun, demeliyiz. Kuran’da Allah’ın rahmet eserlerini sıralıyor.

 

Dördüncü ayette, din gününün sahibidir, diyor.  Kuran’da din günü yani ölümden sonra kıyametten sonra, Allah’ın tüm ölüleri tekrar diriltip toplayacağı hesap gününden bahsediliyor.

 

Ve Kuran’da ahiret hayatındaki müjdelenen cennete nasıl kavuşacağımızdan, ve ceza yeri olan cehenneme girmeye sebep olan amellerden bahsediliyor.

 

Beşinci ayette patron, para, makam vs. hiçbir sebebe güvenmeyip yalnız Allah’a dayanıp dua etmemiz gerektiğini anlatıyor.

 


Altıncı ayette bizi dosdoğru yola ilet Allah’ım, diye nasıl dua etmemiz gerektiğini anlatıyor ve Kuran’da birçok peygamberin duaları veriliyor ki, örnek alalım.

 

Yedinci ayette yahudi ve hıristiyanlar gibi, bizi, gazaba uğramış ve sapıtmışların yoluna iletme Allah’ım, diye altıncı ayetteki duaya devam ediyoruz.

 

Ve Kuran’da pekçok peygamber kıssaları anlatılıyor ki, aynı hatalara düşmeyelim ve düşünüp ibret alalım.

 



Kabe imamının enfes sesinden Türkçe meal altyazılı Fatiha suresi (51 saniye) :

 


 

 

“ Bismillahirrahmanirrahim.

  Elhamdü lillâhi rabbil'alemin. Errahmânir'rahim. Mâliki yevmiddin.

  İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. İhdinessırâtel müstakîm.

  Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn. ” (AMİN)

 

(Gurbetçi bir tanıdığıma bu latin harflerinden Fatihayı kopyalayıp göndermiştim. Bana, Celal abi bu işaretler ne demek anlamıyorum, dedi. Ben onlara takılma, sen direk oku demiştim. Yani İyyâke na'budü yerine iyyakenabudü deyin... )

 

 


 

7 Nisan 2014 Pazartesi

Haftanın TSM (Türk Sanat Müziği) şarkısı - 6


Haftanın TSM (Türk Sanat Müziği) şarkısı - 6

 

Acıyla söylenmiş sözler ya da bestelenmiş ezgiler, bir de öyküsünü biliyorsak daha bir derinden etkiler insanı…

 

Türk Sanat Müziği şarkılarından hikayelerini bildiğimiz bazılarını sizler için araştırdık.

 

Ve inşallah bundan sonra her Salı “Haftanın (Türk Sanat Müziği) TSM şarkısı” diye bir şarkının mp3 dosyasını, youtube adresini ve o şarkının sözlerini paylaşacağım.

 

*** Bu haftanın (Türk Sanat Müziği)  şarkısı: Bir bahar akşamı rastladım size

 

Haftanın şarkısını dinlerken aşağıdaki yazıyı da okuyabilirsiniz :

 




YOUTUBE KAPALI OLDUĞU İÇİN ŞİMDİLİK BURADAN DİNLEYEBİLİRSİNİZ:

 



***

 





Evet 2003’te hayatımda yaptığım değişikliklerden biri de dinlediğim müzikti. Ağırlıkla dinlediğim stresimi artıran arabesk müziğini tamamen bıraktım.

 

On yıldır sanat müziği dinliyorum hamdolsun. (2014) TSM dinleyerek ruhumun dinlendiğini ve kalbimin yumuşadığını hissediyorum.

 

Aslında benim TSM sevgim nereden geliyor biliyor musunuz? Biz seksenlerde haziranda okul kapanınca memleketimiz Konya - Ereğli’ye giderdik. Orada yaz akşamları bağ evinde terasta dedem, radyosundan hep TSM açar, beraberce dinlerdik. O nağmeler hem ruhuma, hem gönlüme işlendi. Lise ve üniversite yıllarında yabancı pop dinlerdim ama 2003 te aslıma döndüm hamdolsun...

 

TSM insanı duygulandırıp ağlatıyor. Dünyanın hiç bir ülkesi böyle bir müziğe sahip değildir. Osmanlı’da TSM’nin hastaları tedavi amaçlı kullanıldığını biliyor muydunuz? Her makam ayrı bir hastalığa iyi geliyormuş.

 

   TSM dinleyicileri genelde nazik, mülayim, ince ruhlu insanlardır. TSM dinleyenlerin adi suçlara karıştığı hiç görülmemiştir.

 

   İnşallah çocuklarımıza, yeğenlerimize bol bol TSM dinletelim. Onlar belki şimdi dinlemezler, ama arabaya binince TRT Nağme’den veya CD’den bir TSM müziği açalım. Kulakları bu nağmelere aşina olsun. Büyüyünce asıllarına rücu ederler inşallah.


 

***

 

*** Bu haftanın şarkısı:  Bir bahar akşamı rastladım size

 

Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz?

 

İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığın bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu
Daha önceleri neredeydiniz?

 

Beste: Selahattin Pınar
Güfte: Fuat Edip Baksı
Makam: Hicaz

Bu şarkıyı rahmetli
Barış Manço ne güzel söylüyor:

 


 

Fuat Edip, gençliğinde rüyasında çok güzel bir kız görür ve o kıza gönlünü kaptırır. Yıllarca o kızı bulma hayaliyle yanıp tutuşur. Ailesi ona baskı kurar ve zorla evlendirilir. Bir bahar akşamı Fuat Edip’in yolu, Çamlıca Kız Lisesi’nin önünden geçer. Okulun dağıldığı sırada şairimizin gözüne bir kız ilişir. Bu kız, yıllar önce rüyasında gördüğü kızdır.

 

Şair, adeta donakalır, kendinden geçer. Onun bu halini fark eden öğrenci de utanarak boynunu eğer. Fuat Edip, artık yaşlanmış haliyle kıza bakar kalır, artık her şey için çok geçtir. Âdeta beyninden vurulmuş bir halde yoluna devam ederken şu mısraları mırıldanır: “Bir bahar akşamı rastladım size.” (Beste: Selâhattin Pınar)

 

 

 


 

 

 

6 Nisan 2014 Pazar

Futbol sadece oyundur


Futbol sadece oyundur

 

Geçen hafta seçim vardı biliyorsunuz, insanlar sonuçları yorumlamayla meşgul olduklarından belki okuyamazlar diye yeni yazı yayınlamamıştık. Aşağıdaki bu eski yazıyı yayınlamıştık.

 

Fakat bugün (yazıyı yayınladığımız gün, 6 Nisan 2014 pazar) bir derbi maçı var. Galatasaray Fenerbahçe maçları olaylı olur.

 
Fenerli yeğenlerim Azra ve Ceren

O yüzden bu yazıyı biraz değişiklikle buyrunuz bir kez daha dikkatle okuyalım inşallah:    

 

****************

 

Eski Roma’da gladyatör döğüşleri vardı. Romalılar dev stadyumlar ve tiyatrolar inşa etmişlerdi. İnsanlar günlük yaşantılarının sıkıntılarını ve streslerini bu tür faaliyetlere giderek atıyorlardı.

 

   Günümüzde ise hayata heyecan katan futbol var. Bir an için düşünelim, futbol denen bir oyun yok. Hayat ne sıkıcı olurdu.  

 

   Bayanları duyar gibiyim. Ah ne demezsin :) O zaman bayanlara da diyeceğim, siz de bir an için televizyonda hiçbir dizi film olmadığını düşünün.

 

  Eğer futbol olmasaydı, toplumsal isyanlar çıkar, intiharlar artardı.

 

  Günlük hayatın yoğun temposundan, stresli iş sıkıntısından , futbol maçlarını seyrederek rahatlamaya çalışıyoruz. 

 

Fenerli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonlu olsun, sporun amacı toplumu kaynaştırıp rahatlatmaktır.

 

   Toplumsal muhabbeti canlı tutmaktır. Genelde bayram ziyaretlerinde halhatırdan sonraki konu futboldur. Nolacak bu Fenerin hali?

 

   Biz takım kurup bozsakta, kimse bizi duymuyor olsa da, hiç olmazsa arada muhabbet oluyor.

 

   Aynı takımın taraftarları bir amaç için birleşiyor. Hele milli maçlarda bütün ülke tek yürek oluyor. Tıpkı milli mücadele gibi...

 

  Ben Fenerbahçeliyim, Sürekli yenilsek veya sürekli yensek veya her sene şampiyon olsak hayat çok sıkıcı olurdu.

 

Fb'li engelli bendeniz Celal
 

Gs'li engelli dostum İbrahim Oğuz

 
Eğer 6 Nisan 2014 pazar günü Galatasaraya yenilirsek, inanın hiç üzülmeyeceğim.
 

  Galatasaraylı dostum İbrahim Oğuz sevindiği için sevineceğim. Spor dostluk ve kardeşliktir diye boşuna söylenmiyor... Bazıları inanmaz :)

 

  Küfürbaz ve olay çıkaran taraftarlar, futbolun bir oyun olduğunu unutuyorlar.

 

Hiç dikkat ettiniz mi? Maçları anlatan spikerler, sürekli bunun bir oyun olduğunu hatırlatıyorlar:

 

   "oyunun 22. dakikası... , oyuna Ahmet giriyor... " Lütfen bunun bir oyun olduğunu unutmayalım.

 


  
Bilgisayarda maç yaparız, yeneriz veya yeniliriz ama ertesi gün hatırlamayız...

 

Biz dahi öyle olmalıyız...

 

 


 

 

2 Nisan 2014 Çarşamba

Gönül havuzumuzu kirletmeyelim


Gönül havuzumuzu kirletmeyelim

  

Bir yazıda (ocak 2014) her hafta Cine5 televizyonunda beğeni ve ibretle izlediğimiz muhterem Hayat Nur Artıran hocamızın sohbetlerinden bahsetmiştik.

 


 

Her hafta etkilenerek izlediğimiz Cine5’te Ab-ı Hayat programının bu haftaki Kalp ve Kalp temizliği konulu sohbetinden  bazı bölümleri aktarmak istiyoruz.

 


Aslında bu yazıda sevgili H. Nur Artıran’ın bir seveni ingilizce öğretmeni Sevcan Vatansever hanımın kurduğu Facebook grubundaki paylaşımlardan yararlandık.  

 


 

Hocamız önce kalp çeşitlerini anlattı: Üç türlü kalp vardır


1. Kalb-i Selim  Yaratılış gaye ve haysiyetini koruyan selim/sağlam, münib/Allah’a yönelen ve mutmain/doygunluğa ermiş kalpler. Bunlar hitab-ı ilahîye mazhar, müminlere ait kalblerdir. “O gün insana fayda sağlayan tek şey, Allah’a teslim ettiği selim bir gönül olur.” (ŞUARÂ suresi, 89. ayet) 

 

Kalb-i selim yani tertemiz, sağlıklı kalpli olmanın üç işareti vardır; İncinmemek, incitmemek, yaptığını Allah rızası için yapmak... Üzerinde uzun uzun tefekkür edilebilir...


2. Mühürlü ve nasipsiz kalpler.

 

Bunlar imandan ve İslam’dan nasibi olmayan bahtsızların, kâfirlerin kalpleridir. Bunlar hakkında Kur’an’da şöyle buyrulur:

 

“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinde de perde vardır.” (Bakara, 7)


Allah bir kuluna lütfundan verdiği hiçbir şeyi mühürlemez. "Biz onların gözlerini, kalplerini mühürledik." Ayet-i kerimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kalp en hayati organımızdır. Her uzvumuzun bir yaratılış gayesi vardır. Onları yaratılış gayesi doğrultusunda kullanmadığımız zaman o uzvumuz işlevini yitirir.

 

Kişi kendi uzvunu kendi mühürler. Gözün yaratılış gayesi bakıp ibret almak, Cenab-ı Hakkı övmektir. Kişi harama bakarak o uzvunu kendi köreltir. Rab böylece onu nefsiyle baş başa bırakır.

 

Efendimiz bunun için şu duayı çok sık etmiştir;
"Ya Rab bir göz açıp kapayıncaya kadar beni bana bırakma!"



"Mühürlü olan tüm uzuvlar sabır ile çözülür. Çünkü hiçbir ibadet sabır derecesine ulaşmamıştır."  Hz. Mevlânâ


Mânevî olarak mühürlenmiş olan uzuvlarımızın işlevlerini yeniden kazanmak için bir emek ve gayret gerekiyor. Kırık ayak bile alçı, sonra fizik tedaviyle ancak normale dönüyor.

 

 
 
Samimi tövbe etmeli, gözyaşı dökmeli, ihlas-ı amel etmeliyiz... Sabır ile mühürler açılır. Mühür Efendimiz'dedir SAV. Onun anahtarı da Muhammedî ahlâka sahip olmaktır.


3. Hastalıklı kalpler: Bunlar da başta münafıklar olmak üzere şüphe, cehalet, ihtiras ve ahlaksızlık girdabında bocalayanların kalpleridir. Allah böyleleri hakkında şöyle buyurur:

 

“Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah onların hastalıklarını arttırmıştır.” (Bakara, 10)

 

Yazıyı yine sevgili Nur hocamızın kalb yani gönül ile ilgili şu önemli tespitleriyle bitiriyorum:

 

"Gönül havuzdur." Hz. Mevlânâ. Kulaklarımız, gözlerimiz ve ağzımız da o gönülü dolduran musluklardır.

 

Hoş olmayan sözler dinlemek, çirkin şeylere bakmak ve kin, öfke uyandıracak negatif sözler sarf etmek, o havuzu saman ve çer, çöple doldurmak olur. Çer, çöpün olduğu yerde Allah olmaz.

 

Gönül havuzuna su akıtan üç ana çeşmeye çok dikkat etmek lâzım. Göz, kulak ve dil çeşmesinden çok temiz bir su akmalıdır. Bu organlarımızı çok temiz kullanmak yaratılış gayesine göre kullanmak lâzımdır.

 

Ayıp ve kusur gören baş gözünü kapatmadan, içerdeki can gözü açılmaz. Etrafa bakıp yanlış, ayıp kusur görüp bunu da dile dökersek, gözle bunu görürsek, kulakla bunu dinlersek, havuzumuza pis su dolar.

 

Abdest temiz su ile alınır, onun için suyunu temizle.


Gönül düşüncedir. Düşüncesi temiz olanın gönlü temiz olur. Duyguları düşünce meydana getirir. İnsanı insan yapan, gönül ve düşüncedir. Hz. Mevlânâ insan bir düşünceden ibarettir buyurur.

 

Gönlün temiz olması için yenilen lokmanın da helal lokma olması lâzımdır. Helal lokmadan şefkat, merhamet, aşk meydana gelir. Haram lokmadan da kin, öfke ve haset doğar.

 


"Padişah konmaz saraya, hane mamur olmadan."


Kalp evimizi temiz tutmalıyız ki, Allah bizimle olsun...

 

"Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Zikir su gibidir. Zikir kalpteki kiri giderir."


(H. Nur Artıran -  Ab-ı Hayat programı, konu: Kalp ve Kalp temizliği)

 

Her Perşembe 21:10 Cine5 TV

(CEP TELEFONUNUZUN ALARMINI HER PERŞEMBE 21:10 A KURUN)



Biliyorsunuz Youtube kapalı ama H. Nur Artıran hocamızı merak edenler  sohbetinin örneğini buradan izleyebilirler...