16 Ocak 2017 Pazartesi

Güzel Huylar Nelerdir?


Güzel Huylar Nelerdir?

 

Geçen sabah yine Akra FM (Ankara: 107.4) Radyosunda rahmetli Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin (1938-2001) doyumsuz hadis sohbetinden çok etkilendik.  

 
Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan (1938-2001)

Sabahları on dakika olan bu sohbette Esad Hocaefendi, müslümanın olmazsa olmaz şartı güzel ahlaktan bahsetti. Aslında ben güzel huylar nelerdir diye bir kitapçık yazmak istiyorum, dedi.

 

Ve söylediği şu hadis beni çok etkiledi:

 

“Kişi, güzel huyu/ahlakı sayesinde gündüzleri oruç tutan ve geceleri namaz kılanların derecesine ulaşır.”

 

(Yani aslında güzel ahlaklı kişi bir de bunları yaparsa nur üstüne nur, derecesi kimbilir ne olur.)

 

Acaba Esad Hocaefendi böyle bir kitap yazmış mı, diye araştırırken kitabı bulduk ve bir de şu yazısına rastladık. Önce konumuz ile ilgili bu yazıdan kısa bir bölümü, sonrasında da bulduğumuz o kitaptan bazı bilgiler paylaşmak istiyoruz:

 

GÜZEL AHLÂKLAR

 

Şimdi sizlere az da olsa güzel ahlâklardan bahsedeceğim. Ma'lûmunuzdur ki bu hususta söylenen hadis-i şerifler pek çoktur. Mü'minlerin en mükemmeli, ahlâkan en güzel olanıdır. En evvel lâzım olan şey ehl-i sünnet akaidi üzerine iman ve îtikaddır. Tabii bunlar olmayınca, diğer güzel huyların hiç kıymeti kalmaz.

 



Güzel ahlâkların başlıcaları, meşâyih-ı kiramdan Muhammed el Müfti el-Hàdimî KS'nun kitabında şöylece sıralanmıştır:

 

·        İhlâs, ihsân, tevâzu, zikr-i minnet, nasihat,

·        tasfiye, gayret, gıbta, sehà, îsar, mürüvvet, fütüvvet,

·        hikmet, şükür, rızà, sabır, havf ve recâ,

·        el-buğzu fillâh, el-hubbu fillâh, tevekkül, humûl,

·        nazarında zem ve medhin müsâvîliği, mücâhede,

·        hayırlı amellere sa'y, ölümü anma (hatırlama),

·        işlerini Hakk'a teslim, ilim talebi, gönül selâmetliği,

·        şecâat, hilim, rıfk, tevbe, ahde vefâ, va'dini yerine getirme,

·        zühd, kanaat, hayırlara çalışmak, rikkat-ı kalb, şevk, hayâ,

·        Allah'ın emirlerine ta'zim, el-ünsü billah, Allah'a kavuşma arzusu,

·        vakar, zekâvet, istikàmet, edeb, ferâset, sadâkat, murâkabe,

·        murâbata, muhasebe, muàtebe, kinini yenmek,

·        ibadet için çok yaşamayı istemek, huşû, yakîn, ubûdiyyet, mükâfât.

 

KÖTÜ AHLÂKLAR

 

Ahiret yolcusu olan erbab-ı kemâlin, nefsani sıfatlardan, şeriatte mezmum, hakikatte habis olan mezmum sıfatlardan uzaklaşması lâzımdır. Bu kötü sıfat ve ahlâklar şunlardır:

 

·        Fâsid akîdeler, günahları irtikâb, tevbeyi terk,

·        farz, vacib ve sünnetleri bilmemek, ibadete tenbellik,

·        kibir, ucüb, kin, hased, adâvet, riyâset sevgisi, riyâ, öğünmek,

·        hîle, hıyânet, müdâhene, hasislik, hırs, tama', harama ve mübaha meyil,

·        şehvete meyil, günah yerlerinde bulunmak,

·        hırsızlık, iftira, sövme, dövme, gıybet, kovuculuk,

·        yalancılık, başkalarıyla istihzâ (alay), hakaret etmek, gazab,

·        incitme, gönül kırma, buğz, gayz, dargınlık, mücadele, imtihan,

·        feryad ü figan, oburluk, tufeylîlik, tenbellik, sihirbazlık, sertlik,

·        zulüm, dünya sevgisi, israf, aşırı sevinme, ahde vefasızlık,

·        şakalaşma, tezeyyün (aşırı süsleme), rüşvetçilik, fitne istemek,

·        kötü arzuları temennî, tul-i emel, arka dönme, hayâ azlığı,

·        korkaklık, efrâd-ı ailesini kıskanmamak, ganîmet malından çalmak... vs.

 

Bu gibi mezmum sıfatların hepsi mânevî necislerdir. Bu necisleri hàmil olarak Hakk'a takarrüb hiç bir sûretle mümkün olmaz; zàhiri necasetlerle ibadete yaklaşmanın mümkün olmadığı gibi. Bunun için her sâlike nefsini bu kötü ahlâklardan temizlemesi ve sakınması lâzımdır ki, ind-i ilâhîde olan fevz ü felâha nâil olsun.

 

İYİ AHLÂKLARDAN HİLİM

 

İyi insan olabilmek için insanların yanında ve ind-i ilâhîde ve meleklerin katında razı olunan ahlâk-ı hamidelerle ahlâklanmak lâzımdır.

 

Efendimiz SAS buyurmuşlardır ki:

 

"Ahlâklar hazine-i ilâhîde mahfuzdur. Cenâb-ı Hak kuluna hayır murad ederse, onlardan bir ahlâkı ona ihsân eder."

 

Allah'ın razı olduğu ahlâkların başında hilim ile tevâzu gelir. Bu iki ahlâk bütün iyi huyların menşei ve eşrefidir.

 

Hilim; vakar ve sekinet sahibi olmak ve yavaşlıkla beraber, ukubet etmek istedikde acele etmemek, teenni ile hareket etmektir. Bu hareketlerden netice olarak afv ve ihsan gibi büyüklükler doğar. Elbette bu, herkes indinde makbul ve memduhdur.

 

(Konyalı Muhammed el Müfti el-Hàdimî KS'nun kitabından)

 
Halim olan Allah en büyük hilm sahibidir

***

 

Esad Coşan Hocaefendi Tasavvufi Ahlak kitabında şöyle anlatıyor:

 

GÜZEL AHLÂKLAR HAKKINDA

 

Bir aynaya bakmadan insanın kendi yüzünü ve arkasını görmesi mümkün olmadığı gibi, iç alemindeki kusurlarını görme basiretine sahip olması da, ancak peygamberlere mahsustur. Nâdiren, Üveysî denilen doğrudan doğruya Rasûl-ü Ekrem SAS'in mânen terbiyesinde yetişen bazı evliyâdan gayrisi, hep bir usûl ve sülûke tâbî olarak yetişmektedirler. Bu hususta en büyük âmil, insanın ahlâkan tekemmül etmesidir.

 

Onun için biraz da ahlâk-ı hasenenin lüzûmundan bahs etmek isterim. Filvâki, ahlâk-ı hasene ile tahallûk etmemiş bir kara yüzlünün bundan bahse kalkması her ne kadar doğru bir şey değilse de, Allah-u Celle ve A'lâ Hazretleri'nin afv ü mağfiretine sığınarak, hadis-i şeriflerde beyan buyrulan güzel ahlâklardan bazılarını beyan etmeyi münâsib görmekteyim.

 

"Amellerin tartılacağı o günde (ahiret günü) mizanda, ahlâk-ı haseneden daha ağır gelen bir amel olmayacaktır." (Râmûz, 383/4)

 

"Ahlâk-ı hasene sahibi bir kimse, o güzel ahlâkı sayesinde, çok oruç tutan ve çok namaz kılan bahtiyar kimselerin erişdiği derecelere nâil olacaktır." (Râmûz, 383/4)

 

Ahlâk-ı hasenenin günahları, suyun karı ve buzu erittiği gibi eriteceği ve kötü ahlâkların da hayırlı amelleri sirkenin balı bozduğu gibi bozacağı, ifsad edeceği İbn-i Abbas RA dan rivayet edilmişdir.

 


Ebû Davud ve Tirmizî'nin beyanlarında şöyle buyrulmuştur:

 

"Mü'minlerin iman cihetinden ekmeli, en kâmili ve olgunu, ahlâkan en güzel olanıdır. Sizlerin en hayırlınız ailesine hayırlı olanınızdır. Siz kendinizi insanlara mallarınızla beğendirib sevdiremezsiniz. Belki onlara karşı tatlı dil, güler yüzle ve güzel ahlâkınızla daha çok ve daha iyi ülfet ve ünsiyet edersiniz. Zira bir Müslümana ahlâk-ı haseneden daha efdal bir şey verilmemiştir."

 

İnsanlar, başkaları tarafından görülmesini istemediği şeyi, yalnız kalınca da yapmamalıdır.

 

İmam Tirmizî, Ahmed ibn-i Hanbel, Taberânî ve İbn-i Hibban Hazretleri'nin ayrı ayrı rivayetlerinde, Cenâb-ı Peygamber SAS Efendimiz Hazretleri:

 

"--Sizin en sevgiliniz ve ahirette de en yakınınız ahlâkan en güzel olanınızdır. Ve yine en mebğuzunuz ve ahirette de bana en uzak olanınız, ahlâkan en kötü olanınızdır."

 

Allah CC Hazretleri cümlemizi kötü huylardan muhafaza buyursun ve iyi huylarla huylandırsın, âmîn...

 

EVLİYANIN SIFATLARI

 

Evliyâların sıfatlarını beyan eden bir hadis-i şerifte şöyle anlatılmıştır:

 

Onlar çok konuşmak ve kelimelerin mânâlarını derinleştirmek ve incelemek gibi huylara sahip olmadığı gibi, hiç bir bid'ati de işlemezler. Aynı zamanda çok laf etmekten son derece kaçınırlar ve sözlerin derinliğine de dalmazlar. Yapmış oldukları güzel amellerini de beğenmeyerek kendilerini müahaze ederler. Bununla beraber son derece sehàvete sahip ve mâliktirler. Öyle ki, icabında mallarını fedâ ettikleri gibi, canlarını da fedâdan zerre kadar sakınmazlar.

 

Sonra gönüllerinde hiç bir kimse için gıll ü gış, hıyânetlik ve dargınlık, kin ve hased gibi şeyler de bulunmaz. Bütün zâhiri ve mânevî günahlardan ve ahlâk-ı mezmûmelerden de hiç birisi üzerlerinde bulunmaz. Riyâ, kibir, kin, gazab, hırs, hased, ucüb ve gıybet gibi çirkin ve mezmum olan huylardan da beridirler. Selâmet-i sadr ile tavsif olunan bunlardır. Yarın ahiret gününde:

 

[O gün ne mal fayda verir, ne de evlât... Ancak Allah'a kalb-i selîm ile gelenler, o günde fayda bulur.] sırrına mazhardırlar. Mal ve evlâtların hiç birisinden fayda beklemeyip, ancak kalb-i selîme mâlik olan bahtiyarlardır.

 

Yukarıda zikrolunan güzel huylarla birlikte, mezmum olan ahlâklardan da uzak kalırlar ve bütün mü'minlere karşı da son derece merhametli, rahim ve şefkatli ve hem de imamlarına karşı hürmetkâr olup evliyâ-yı umûra da nasihatlardan geri kalmazlar. Büyük küçük demeyip herkese karşı şefkat ve merhametle nesàyih ve irşadda bulunurlar. İşte bu gibi bahtiyarların hürmetine rahmet-i ilâhî nâzil olur, topraklardan bereketli mahsüller hasıl olur. Düşmanlara karşı zafer de yine bunların hürmetine ihsân olunur.

 

***

 

Yukarıda kısa bir bölüm paylaştık. Rahmetli Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Tasavvufi Ahlak kitabını müsait vakit burdan okuyabilirsiniz:

 


 


Cenâb-ı Hak bizleri lütf u keremiyle, Hakk'ı tanıyan ve Hak yolunda ömrünü ifnâ edip, Hakk'ın rızasına nail olduğu halde cennet ve cemâliyle müşerref olan kullarından eylesin... Âmîn, bihürmeti seyyidil-mürselîn, vel-hamdü lillâhi rabbil-àlemîn.

 

 

Celalin Penceresinden

 

 

12 Ocak 2017 Perşembe

Mesnevi Okumaları - 1


Mesnevi Okumaları - 1

 
Pazartesi günkü yazımızda bu yıl Mesnevi okumaya başladığımızı ve her perşembe kısa bir yazı yazacağımızı belirtmiştik.

Bu ilk yazımız uzun gibi görünebilir fakat çok akıcıdır.
İnşallah sonraki yazılar daha kısa olacaktır.

Allah bu yazıyı okuyanların aşkını artırsın inşallah.
En kalbi Muhabbetlerimle.
C. Çelik
 
 

Abd’de en çok okunan kitap Mesnevi imiş. Neden ben de hiç okumadım, dedim. Anadolu’muzun öz değeri Hz. Mevlana’mızın eşsiz eseri Mesnevi’yi 2017’de okumaya karar verdik inşallah.

 

Yatalak engelli olduğumdan sürekli yattığım ve kollarım kitabı kaldıracak kadar güçlü olmadığı için akıllı telefondan okumaya karar verdim ve…

 

Android telefonumdan Google Play Store’dan “mesnevi” diye arattım ve ikinci çıkan yeşil kitap resmi olan Mesnevi uygulamasını indirdik.

 

Her gece yatsı namazı sonrası telefondan okuyoruz. İnşallah hedefim bu yıl bitirmek.

 

Elbet çabuk biter fakat Mesnevi, pekçok Kuran ayeti ve hadislerin detaylı açıklaması olduğu için acele etmeden dinlene dinlene, sindire sindire okuyoruz.

 

Bir hafta okuyunca, O hafta Mesnevi’den görüp etkilendiğimiz cümleleri çok kısa bir yazıyla siz gönül dostlarımızla paylaşmak istiyoruz inşallah.

 


Perşembe günleri bu blog sayfamızda … Gayem Allah rızası için faydalı olabilmek. İnsan, yazarken daha iyi öğrenir. Zaten bu yüzden de öğrencilere ödev verilmez mi?

 

HZ. MEVLÂNÂ'NIN MESNEVÎ-İ ŞERİF'İN BİRİNCİ CİLDİNE YAZDIĞI ÖNSÖZ'den

 

Bu yazı, son Mesnevihan Hayat Nur Artıran Hanımefendi’nin etkinliklerinin paylaşıldığı Facebook grubundan alıntıdır, Sertarik Mesnevihan Şefik Can’ın (1909-2005) Mesnevi tercümesindeki Önsöz:

 

"Bu kitap, Mesnevi kitabıdır. Mesnevi, hakîkate ulaşmak ve Allah'ın sırlarına agâh olmak, akıl erdirmek isteyenler için bir yoldur. Mesnevi, din asıllarının asıllarının asıllarıdır. Allah'ın en büyük şaşmaz şerîati, hakîkate giden nurlu yoludur. Mesnevi, içinde kandil bulunan kandilliğe benzer. Sabahlardan daha nurlu bir surette parlar. Hakîkati arayan gönüller için bir cennettir. Mesnevî'nin pınarları var, dalları var, budaklan var, bu pınarlardan bir tanesine "Selsebîl" derler. Burası makam sahiplerince, kalpleri uyanık insanlarca en hayırlı duraktır. En güzel dinlenme yeridir. Hayırlı insanlar, iyi kimseler, orada yerler, içerler, neşelenirler, ferahlanırlar.

 

Mesnevi imanlılara şifâ, imansızlara hasrettir. Nitekim, Hakk: "Kur'ân-ı Kerîm ile çoğunun yolunu azıtır, çoğunun yolunu doğrultur. Hidâyete eriştirir." demişlerdir. Şüphe yok ki Mesnevi, temizlenmiş kişiler için gönüllere şifâdır. Hüzünleri giderir. Kur'ân'ı açıkça anlamaya yardım eder. Huyları güzelleştirir. Gönülleri temiz-insanlardan, hakîkati sevenlerden başkalarının Mesnevî'ye dokunmalarına müsâade yoktur.

 

Mesnevi âlemlerin Rabbi'nden gönüle inmiş hakîkatleri ihtiva eder. Gerçekten de Mesnevi Rabbü'l-âlemîn tarafından ilham olunmuş bir kitaptır. Bâtıl, onun ne önünden ge-lebilir, ne de ardından. Allah onu korur."

 


***

 

Mesnevi, 6 cilttir. Orjinali Farsça 25700 beyit şiir halinde hikayelerden oluşur. Hz. Mevlana, hikayeleri anlatırken ara ara ve hikaye sonlarında etkili mesajlarını verir.  

 

Hz. Mevlana hiçbir hikayeyi laf olsun diye yazmamıştır. Her hikaye ile ayrı bir hikmet anlatılır. Hikayelerle konu akla yaklaştırılır.

 

Konu kavranınca da verilen mesajları daha iyi anlayabiliriz. Zira Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim’de de pekçok kıssa nakledilerek ibret almamız için gerekli mesajlar verilir.

 

Mesnevi’nin tamamını burdan okuyabilirsiniz:

 


 

Bu yazımızda geçtiğimiz haftaki Mesnevi okumalarımızdan özet bilgiler aktaracağız:

 

Mesnevi 1.Cilt 200 sayfadır. Bu hafta birinci ciltten tekrar tekrar sindirerek 21 sayfayı, yani girişteki önemli olan ilk 18 beyiti ve iki güzel hikaye okuduk.

 


Şimdi kısaca o iki hikayeden ve sonrasında ilk 18 beyitten bahsetmek istiyoruz:

 

HİKAYE1: GERÇEK AŞK

 

Bir halayık’a (köle,cariye) aşık olan padişahın, kızın hastalığını iyileştirmek için yaptıkları ve hekimin hastalığın teşhisi sonrasında hangi yolla kızı iyileştirdiği anlatılıyor.

 

Mesnevi’nin bu ilk hikayesinde gerçek aşktan bahsediyor Hz. Mevlana..

Şimdi etkilendiğimiz bazı cümleleri aktarmak istiyoruz izninizle:

 

“Aşığın hastalığı bütün hastalıklardan ayrıdır. Aşk, tanrı sırlarının usturlabıdır. “

 

“Peygamber demiştir ki: “Her kim sırrını saklar ise çabucak muradına erişir.” Tohum toprak içinde gizlenince, onun gizlenmesi, bahçenin yeşillenmesi ile neticelenir. “

 

“Ancak zahiri güzelliğe ait bulunan aşklar aşk değildir. Onlar nihayet bir ar olur. “

 

“Bu cihan dağdır, bizim yaptıklarımız ses. Seslerin aksi yine bizim semtimize gelir” dedi. Kuyumcu bu sözleri söyledi ve hemen toprak altına gitti. “

 

“O cariyecik de aşktan ve hastalıktan arındı, tertemiz oldu. Çünkü ölülerin aşkı ebedi değildir, çünkü ölü tekrar bize gelmez. “

 

“Diri aşk ruhta ve gözdedir. Her anda goncadan daha taze olur durur. O dirinin aşkını seç ki bakidir ve canına can katan şaraptan sana sakilik eder.”

 


“O'nun aşkını seç ki bütün peygamberler, onun aşkı ile kuvvet ve kudret buldular, iş güç sahibi oldular. Sen “Bize o padişahın huzuruna varmaya izin yoktur” deme. Kerim olan kişilere hiçbir iş güç değildir.”

 

HİKAYE2: BAKKAL VE DUDU (PAPAĞAN)

 

Hikaye şöyle; Papağan yanlışlıkla şişeyi kırdı. Bakkal, dudunun başına öyle bir vurduki, kel oldu. Bakkal çok pişman oldu, iyileşsin diye fakirlere çok sadakalar verdi.

 

Ümidini kesmişken üç gün sonra dudu, başı kabak kel bir derviş görünce konuştu:

 

“ “Ey kel, neden kellere karıştın; yoksa sen de şişeden gülyağı mı döktün? “ Onun bu kıyasından halk gülmeye başladı. Çünkü dudu, hırka sahibini kendisi gibi sanmıştı.”

 

“Temiz kişilerin işini kendinden kıyas tutma, gerçi yazıda (aslan manasına gelen) şir, (süt manasına gelen) şire benzer. Bütün alem bu sebepten yol azıttılar.”

 

“Tanrı Abdallarından az kişi agah oldu. Peygamberlerle beraberlik iddia ettiler (biz de onlar gibiyiz dediler) ; Velileri de kendileri gibi sandılar.”

 

“Dediler ki: “İşte biz de insanız, onlar da insan. Bizde uyumaya ve yemeğe bağlıyız, onlar da.” Onlar körlüklerinden aralarında uçsuz bucaksız bir fark olduğunu bilmediler.”

 

“Her iki çeşit arı, bir yerden yedi. Fakat bundan zehir hasıl oldu, ondan bal. Her iki çeşit geyik otladı, su içti. Birinden fışkı zuhur etti, öbüründen halis misk. Her iki kamış da bir sulaktan su içti. Biri bomboş öbürü şekerle dopdolu.”

 

“Böyle yüzbinlerce birbirine benzer şeyler var, aralarında bulunan yetmiş yıllık farkı sen gör! Bu, yer; ondan pislik çıkar... O, yer; kamilen Tanrı nuru olur. Bu, yer; ondan tamamı ile hasislik ve haset zuhur eder... O, yer; ondan tamamı ile Tek Tanrı’nın nuru husule gelir. Bu temiz yerdir, o çorak ve pis yer. Bu temiz melektir o şeytan ve canavar!.”

 

Mesnevi'nin ilk 18 Beyti

 

Hz. Mevlana’nın bizzat yazdığı bu 18 beyit sanki Mesnevi’de neler var, özet gibi…

 


(Dinle Neyden! Ney kamil insanı sembolize eder.)   

 

1   Dinle Ney’den, neler anlatır sana!

     Yakınır hep, ayrılıklardan yana.

 

2   “Beni, kamışlıktan kestikleri an,

     Kadın erkek, inledi feryadımdan.

 

3    Geçmek için, aşk derdinin şerhine,

      İsterim; hicranla yanmış bir sîne.

 

4    Asıl yurdundan uzak düşen biri,

      Kavuşma zamanını bekler, geri.

 

5    Her mecliste inleyip durdum; zar zar,

      Oldum, iyiye de kötüye de yar!

 

6    Zannınca, dostuyum herkesin amma,

      Kimse bakmaz, içteki sırlarıma!

 

7    Sırrım, feryadımın içinde durur,

      Yoktur lakin, göz ve kulakta o nur!

 

8    Perdesizdir can tene, ten de cana,

      Lakin, görme izni yok, hiç bir cana.

 

9    Ateştir şu ney sesi, hava değil.

      Kimde bu ateş yoksa, ölmüş bil.

 

10  Aşk ateşidir, içindeki Ney’in,

      Aşk coşkusudur, özündeki meyin.

 

11  Neydir, yardan ayrılana, gerçek yar,

      Ki perdeleri, perdemizi yırtar!

 

12  Kim görmüş, ney gibi, zehir ve derman?

      Kim görmüş, ney gibi, bir dost ve hayran,

 

13  Verir, kan dolu bir yoldan haber, ney.

      Mecnundan, aşk öyküleri söyler, ney.

 

14  Nasıl ki, kulaksa talibi dilin,

      Akla sırdaş da deliliktir, bilin!

 

15  Aşk derdimizle, durgun aktı günler,

      Ateşlere dost olup, yaktı günler.

 

16  Geçsin günler, yok endişeye mahal,

      Ey, saflıkta benzersiz dost, gitme, kal!

 

17  Suya kanar, balıktan gayri her ne var,

      Nasipsizin günü, uzar da uzar!

 

18  Anlar mı hiç, pişmişin halinden ham?

      Sözü, kısa kesmek gerek, vesselam!”

 

***

 

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak.

Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemize nasip etsin.

 

 

Celalin Penceresinden