8 Ocak 2018 Pazartesi

Mesnevi Okumaları – 18 – Peygamberler ve Veliler


Mesnevi Okumaları – 18 – Peygamberler ve Veliler

 

Merhaba sevgili gönül dostlarımız,

Yüce Allah’tan hayırlarla dolu güzel bir YIL ve HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

 

Allah'ın, Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

 

Efendim en son Mesnevi Okumaları yazılarının 17. Sini Mayıs 2017’de yayınlamış ve ikinci kitabımızı yazmak için vakit bulamadığımızdan Mesnevi yazılarına ara verdiğimizi duyurmuştuk. Son Mesnevi yazısını müsait olunca okuyabilirsiniz:

 


 

Birkaç hafta önce bitirdik. Şu an Egemen Yayınları sahibi sevgili Fahrettin Yüksel bey bu ikinci kitabımızın editörlüğünü ve kapak çalışmalarını yapıyor, Ocak 2018 içinde çıkacak inşallah.

 


Şimdi tekrar Mesnevi yazılarına başlıyoruz, fakat geçen yıl gibi her hafta değilde, iki haftada bir olacak inşallah. Yani Pazartesi günleri, bir hafta normal yazı, diğer hafta Mesnevi yazısı…

 

Çünkü hemen üçüncü kitabı yazmaya başladık. Allah ömür verirse yazacağız. Ne kadar sürer tam kestiremiyorum. Sürekli ilerleyen FA hastalığımdan dolayı hareketlerim ve yazmam çok yavaşladı.

 

Şimdi sözü çok uzatmadan 18. Mesnevi yazısına başlamak istiyoruz:

 

 

Peygamberler ve velîlerİ İNKAR EDENLER KENDİNE DÜŞMANDIR

 

® Peygamberler ve velîler hakkında söylediğimiz sözler, birini şüpheye düşürecek olursa...

 

® Eğer bir kimse çıkıp da; "Peygamberlerle velîlerin nefisleri ölmüş değil mi idi. Yâni nefsin temizleniş derecelerinin sonu bulunan 'râziye ve marziye' (Allah'tan razı olan, Allah'ın da'ondan razı olduğu) derecelere yükselen kişiler oldukları hâlde, onların da düşmanları ve hasetçileri vardı?" derse:

 

® Ey doğruyu anlamak isteyen kişi! Sen şimdi sözüme kulak ver de, şüphe ettiğin şeye vereceğim cevabı dinle.

 

® Peygamberleri ve velîleri inkar edenler, kendi kendilerinin düşmanı idiler. Böylece, onlar kendi kendilerini yaralıyorlardı.

 

® Düşman cana kast edendir. Kendisi can çekişen, düşman değildir.

 

® Zavallı yarasa, güneşe düşman değildir. O perde arkasında kalmıştır da, kendisinin düşman! olmuştur.

 

© Güneşin parıltısı onu öldürür, güneş hiç onun eziyetini çeker mi? Onun rahatsızlığına ehemmiyet verir mi?

 

® Düşman ona derler ki: Ondan bir gazap, bir zahmet gelsin; güneş ışığı ile taşın la'l olmasına engel olsun.

 

® Bütün kâfirler, peygamberlerin manevî cevherlerinin parıltısının, onların peygamberlik nurunun kendilerini aydınlatmasına, kendileri engel olmuşlardır.

 

 

DÜŞMANLIĞIN ZARARI KİME DOKUNUR?

 

® O tek kişinin, yâni nebî ve velînin gözüne halk nasıl perde olabilir? Nebî ve velîye düşman olduğu için, halk kendi gözünü kör etmiştir. Kendi gözünü şaşı, kendi kulağını sağır etmiştir.

 

® Halkın nebîlere ve velîlere düşmanlık göstermesi, hintli bir kölenin, efendisine kin güderek, inadından kendisini öldürmesine benzer.

 

® O köle, efendisini kölesiz bırakmak için, kendisini damdan baş aşağı atar. Helak olup gider.

 

® Hasta, kendisini tedavi eden hekîme düşman olursa; çocuk, kendisini terbiye edene kin güderse,

 

® Gerçekten de bunlar, kendi canlarına kast etmektedirler. Kendi akıllarının, canlarının yolunu vurmaktadırlar.

 

® Bez yıkayan güneşe kızarsa; balık suya öfkelenir, düşman olursa,

 

® Sen dikkatle bak da, gör. Bu hiddetin, bu öfkenin, bu düşmanlığın zararı kime dokunur? Sonunda, bu kızgınlık yüzünden kimin bahtı kararır?

 

® Ey hakîkati göremeyen, hasedi, çirkin huyu yüzünden nebîlere ve velîlere düşman olan kişi! Allah senin yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel, aklını başına al da, hem çirkin yüzlü, hem de çirkin huylu olma.

 

® Eğer bedenî güzelliklerin varsa, suç işleme ki, ayakkabının taşlı yollarda parçalandığı gibi, senin de günâh yollarında işlediğin suçlardan, kötülüklerden ötürü bedenî güzelliklerin yok olmasın.

 

(Yani Allah çirkin yaratmıyor, sürekli günah işleyenin yüzü çirkinleşiyor-Celal)

 

® İki kat çirkin isen, yâni hem yüzün, hem huyun çirkin ise; işlediğin suçlar yüzünden gözden düştü isen, inanç bozukluğu ve iyi işler yapamama sebebi ile çirkinliğin artmasın. Suçların dört kat olmasın.

 

 

ŞEYTAN NEDEN HASET ETTİ?

 

® Sen, "Ben filan kişiden daha aşağı mıyım ki tâli'im böyle ters gidiyor?" diye ona buna haset ediyorsun.

 

® Zaten haset, bir başka eksiklik bir başka ayıp, hatta bütün aşağılıklardan aşağı beter bir şey.

 

® Şeytan da aşağılıktan utandığı, yâni Hz. Âdem'e secde etmenin ve onu üstün görmenin kendisini küçük düşüreceğini sandığı için, alçaldı; yüz lerce kötülüğe düştü.

 

© O, topraktan yaratılan Âdem'in ilâhî halife olmasına haset ederek, ona secde etmedi de, böylece kendisini yüceltmek istedi. Fakat yücelik nerede kaldı? Gözlerinden kanlı yaşlar boşaldı.

 

® Ebu Cehil de asil, fakat yetim ve servetsiz bulunan Hz. Muhammed'in, Allah'ın elçisi olmasına haset etti de, hasedi yüzünden kendisini aziz Peygamberimizden üstün tutmaya kalkıştı.

 

® Adı Ebu'l-Hakem (Hikmetin babası) iken, Ebu Cehil (Cehaletin babası) oldu. Nice ehliyetli kişiler vardır ki haset yüzünden ehliyetsiz olmuşlardır.

 

® Ben insanların çalışıp çabaladıkları, didinip durduklan bu arayış dünyasında, iyi huydan daha iyi bir ehliyet görmedim.

 


Mesnevi’nin Farsçadan dilimize çevrilmiş en güzel tercümesi olan bu kitapta Sertarik Mesnevihan Hz. Şefik Can (1909-2005) dedemiz bu beyitle ilgili sayfanın altına şu dipnotu yazmış:

 

Şeyh Sadi hazretleri de:

 

(Edep, terbiye, iyi huy Allah'ın nurundan bir tac gibidir. Onu başına koy, istediğin yere git. Her yerde itibâr görürsün.) demek istiyor.

 

 

HAK KATINDA İŞE YARAYAN AMEL NEDİR?

 

® Fazilet ve üstünlük dâvasından, dolayısıyla, kendini faziletli, başkalarından üstün, fende ve ilimde ileri gitmiş görerek; küstahlığa kapılmaktan vazgeç. Çünkü Hakk yolunda işe yarayan amel, Allah rızâsı için insanlara hizmette bulunmaktır, iyi huylu olmaktır.

 

® Gönül gözleri kapalı kişiler, peygamberleri kendileri gibi birer insan saydıklarından, onların manevî yönlerini, hakikatlerini göremediklerinden onların üstünlüklerini, sabır ve tahammüllerini kıskandılar. Onlara haset ettiler; "Onların hasedi meydana çıksın." diye Cenâb-ı Hakk peygamberleri vâsıta kıldı.

 

® Çünkü, bütün insanlar, gerçek olsun olmasın bir mabûd tanır, ona kulluk etmekten arlanmaz. Hakk'a haset eden hiç bir yerde yoktur.

 

® Fakat, halk peygamberi de, kendisi gibi bir insan sanır, onun manevî gücünü anlayamaz da, o yüzden ona haset eder.

 

® Peygamberin büyüklüğü ve kutsallığı anlaşılınca, ona uyanlardan hiç biri, onun hakkında hasede düşmez.

 

***

 

Hz. Mevlana, Mesnevi’nin 2. Cildinin bu bölümünde bazı nasipsizlerin, başta peygamberler sonra evliyalara neden haset ettiklerini ve haset edenin aslında kendisine düşmanlık ettiğini güzel örneklerle açıklamış, Allah razı olsun.

 
Muhterem Hayat Nur Artıran Hanımefendi ve Hz. Şefik Can (1909-2005)




Şefik Can dedemizin tercümesinden alıntılar yapmama izin veren, Rahmetli Şefik Can Hocamızın talebesi yaşayan son Mesnevihan Hayat Nur Artıran Hanımefendiye çok teşekkür ederiz.

 

***

 

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak.

Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemize nasip etsin.

 

 

Celalin Penceresinden

 

 

1 Ocak 2018 Pazartesi

Yeni Bir Başlangıç Yapalım


Yeni Bir Başlangıç Yapalım

 

Merhaba sevgili gönül dostlarımız,


İster miladi, ister hicri olsun. Ömür takvimimizden bir yıl daha eksildi.
 

Yüce Allah’tan hayırlarla dolu sağlıklı huzurlu güzel bir YIL ve HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

 

Yüce Allah'ın, Resulünün SAV ve sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

 

Bu haftaki yazımızda geçtiğimiz yıllardaki yeni yılla ilgili yazılarımızdan bir derleme yaptık.

 

GEÇEN YIL ALDIĞIM KARARLAR

 

Geçen yıl şöyle yazmıştım:

İnşallah yılbaşı gecesi seher vakti, ülkemiz ve mazlum müslümanlar için çok dua ettik ve ne kadar kaldığını bilmediğim yaşadığımız hayatı düşündük ve yeni kararlar aldık.

 

Aldığım birinci karar 2017’de Mesnevi okumaktır. Ve Mesnevi yazıları yazmaktır.

 

Bu yıl ikinci kararım; erken yatıp seher vakti kalkıp teheccüd namazı kılıp baklavalı dua etmeye Allah ömür verdiğince devam etmek…

 


Üçüncü kararım ise hayatımdan ekmek’i çıkarmak ve az yemek…

 

 

ÜÇ KARARI UYGULADIM

        

Bu üç kararı da uyguladım ve Mesnevi hariç diğer ikisini hiç bırakmadım. (Aralık 2017)

 

Yazdığım ikinci kitap dolayısıyla Mesnevi okumaya ve yazılarına ara verdik. Çünkü haftalık yazılar, mailler, ibadetler ve kitap ile vaktimiz kalmıyordu. 1 Mesnevi yazısı ancak yazabildik.

 

Geçen hafta ikinci kitap bitti. Şu an yayınevi düzenlemekte… Fakat üçüncü kitap olayına başladım. Allah ömür verirse bitirirsek yazın (2018) tekrar başlarız inşallah.

 

Babam her gece 5’te uyandırıyor. 9’a kadar sırtüstü yatarak ibadet ediyorum. 4+4+4= 12 rekat teheccüd namazı ve duası, üveys zikri (salavat hediyesi ve tevhid) , sabah namazı ve baklavalı dua , arapça Yasin suresi okuma, tekrar üveys zikri, iki rekat işrak namazı…

 
Kim ki sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra oturup, güneş doğuncaya kadar Allah-u Teâlâ’yı zikrederse, sonra da iki rekât namaz kılarsa, kendisi tam bir hacc, tam bir umre sevabı gibi sevap kazanır.”
(Hadis-i Şerif, Tirmizî)



Bir yıldır ağzıma lokma ekmek almadım. Şeker’im normal gidiyor, göbeğim eridi ve bir yıldır hiç hasta olmadım. Arada simit yiyorum fakat ekmek yemiyorum, ekmeğin hamuruna eklenen katkı maddelerine güvenmiyorum.

 

Acizane çevremdeki insanların sıkça kanser oluşunu ekmek’e bağlıyorum. Çevremde altı kişi sayabilirim. Bağışıklık sistemini çökertiyor. Farklı bişey yemiyoruzki.

 

Bütün bunları yapmak isteyenlere acizane örnek olurum belki, diye anlattım.

 

Yine daha önceki yıllardaki güncelliğini koruyan bir yazımızı paylaşmak istiyoruz:

 

 

ZAMAN SU MİSALİ GEÇİYOR

 

Evet zaman çok hızlı geçiyor. Zaten Efendimiz SAV yaşadığımız bu ahir zamanda zamanın kısalması ve vaktin değersiz hale gelmesi hakkında şöyle buyuruyor:

 

"Zaman yaklaşır. Öyle ki, yıl bir ay gibi, ay bir cuma/bir hafta gibi, hafta bir gün gibi, gün bir saat gibi, saat ise, bir anda yanıp kül olan hurma ağacının dalı gibi süratle gelip geçer. Ayrıca o zamanda bulunan insanların seviyesi -genellikle- birbirine yaklaşmış olur. Hayırlı işler yapmamakta, kötülük yapmakta insanlar aynı düzeyi paylaşmış olur." (İbn Hacer, 13/16)

 

1973 doğumluyum. Hastalıklarım, onaltı yıl çalışıp emekli olmam, yaşadığım sevinçler, acılar herşey bir hayal gibi geçti.

 

Yani demem o ki sevgili arkadaşlarım, hızla kaçınılmaz son olan ölüme yaklaşıyoruz. Aslında klasiktir ama ben de söyleyeyim, insan geçen bir yılda neler yaptığını düşünüp, bir iç muhasebe yapmalıdır. 

 

Önümüzdeki yıl içinde ölebiliriz, her günü bu son günümüz olabilir diyerek yaşamalıyız. Ölüme hem manen hem madden hazırlıklı olmalıyız. Ben sevgili Efkan Vural hocama vasiyet sayılabilecek bir word dosyasını gönderdim.

 

Geçen yaz Ereğli’deyken kendimi çok yorgun hissediyordum. Namazlarımı kılarken belki bu son namazım diye huşu ile kılıyordum. Sabah namazlarında baklava yiyerek (ağlayarak) dostlarıma 40-50 dakika dua ediyordum...

 


15 eylülde Ankara’ya döndük, ama ben bu seferde belki bahara yeniden Ereğli’ye dönemem diye aynen huşu ile namazlara ve duaya devam ediyorum hamdolsun...

 

Evet Efendimizin SAV dediği gibi zaman su gibi akıyor. Allah bizi bu dünyaya gönderirken elimize verilen sermayemiz, ömür dakikalarıdır. Ben yapacağım çok şeylere vakit bulamıyorum. Sermayemiz olan yıllar süratle geçiyor. 

 

Oysa daha namaza başlayacak, umreye gidecektik, apartmanımızın bahçesinde dostlarımıza ve akrabalarımıza iftar verip, yasin okutacaktık, vs...

 

Ama dostlarım henüz hayattayız, bunların hepsini de yapabiliriz. Bu gece tefekkür edelim ve yeni yıl için kararlar alalım. Yepyeni bir sayfayı daha açıyoruz...

 

Gelin içkiye, sigaraya, haramlara tövbe edelim, namaza başlayalım. Kılıyorsak daha huşu içinde kılmaya çalışalım, birbirimize bol bol dua edelim.

 

 

GELİN TÖVBE EDELİM

 

Peygamberimizin SAV hadisini biliyorsunuz: "İslâm kendinden önceki şeyleri söküp atar..." [ Taberânî ile Beyhakî ]

 

Bir ateist veya Hristiyan bir kimse Müslüman olduğunda, hayatı boyunca işlediği bütün günahları silinip sıfırlanıyor...

Bakınız bu ayette Rabbimiz ne diyor:

“Ancak şu var ki dönüş yapıp (tövbe edip) iman edenler güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). “ [Furkan suresi, 70.ayet]


Esprili dille söylemişti bir hocamız: Allah inanmayana bu kıyağı yapıyor da, tövbe eden Müslümana yapmaz mı hiç? Elbette yapar, hem de günahları resetlemekle kalmıyor, tövbesinde samimi olup tövbeli halini korursa, o günahlar sevap hanesine kaydırılıyor...

 


Bu yeni yıl için yeni kararlar alalım. Altından kıymetli ömür dakikalarımızı boşa geçirmeyelim. Günahlarımız  sıfırlansın diye samimiyetle tövbe edelim, tertemiz bir sayfa açalım.

 

Namaz, Kuran okumak, düşünmek, zikir, dua, faydalı kitaplar okumak, sohbet dinlemek gibi faydalı işlerle zamanımızı süsleyelim inşallah...

 

Bize birşey katmayan film, eğlence, dedikodu programları, diziler ve maçlarla vaktimizi tüketmeyelim. Yeri gelmişken söyleyeyim, ben haftada bir dizi film ve bir maç izlerim. Yani demem o ki, tüm zamanımızı böyle harcamayalım.

 


Ömür sermayemizden bir sene sayfası daha kapandı.

Yepyeni bir yıla başlıyoruz. YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPALIM.

Bugüne kadar hep resmimi gördünüz, Bu kısa videoda bir cümle sesimi duyun. (Bu videoda sesim net fakat FA hastalığımdan uykusuz, yorgun ve oruç olunca konuşmam çok bozuluyor.)
 

Yüce Allah’tan hayırlarla dolu sağlıklı güzel bir YIL geçirmenizi niyaz ederiz.

 

 

Celalin Penceresinden

 

 

25 Aralık 2017 Pazartesi

İnsan Niçin Yaratıldı?


İnsan Niçin Yaratıldı?



Merhaba sevgili gönül dostlarımız, bugün yılın son haftasına başlıyoruz. Cenabı Allah, huzurlu, hayırlı bir hafta geçirip 2017’yi güzel şekilde kapatmamızı nasip etsin.
 
 
 
Allah'ın ve Resulünün SAV selam ve bereketi üzerinize olsun.


Bu haftaki yazımızda KISA KISA bazı konulardaki tefekkürlerimizi anlatacağız. Aşağıda tefekkürümüzün neticesinde başlıktaki soruyu sorduk ve internetten cevabını araştırdık.


Komşularımız Cihat Baş ve Efkan Vural hocamla sohbet ettik.
Engelli komşularını ziyaret ettiler, çok mutlu oldum.
Allah razı olsun. - 23 Aralık 2017 Cumartesi




Peygamber Efendimiz SAV buyurmuşturki:


 “Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”    Bu hadisi şöyle anlamak mümkündür:


- Zihni, bir saat Allah’ın azametiyle meşgul etmek, onun isim ve sıfatlarının kâinattaki yansımalarına çevirmek, Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde çizilmiş hukukullah ve hukuku’l-ibad (Allah ve kul hakkı) konusundaki taksiratını düşünmek, bir yıl nafile ibadet yapmaktan daha hayırlıdır.


                                            

NE KADAR ŞANSLIYIM


Ben ne kadar şanslıyım. Dünyada yedi milyardan fazla insan var. Pek çok din bulunuyor.


Dünyada bu kadar çok inanç sistemi olmasını ben şuna benzetiyorum. Dünya hayatının bir imtihan olmasına...  Her inanç doğru olursa neyle imtihan olacağız ki…


Bir öğretmen neden acaba yaptığı sınavda soruda 5 tane şık verir.?


Sebebi öğrencilerin hangisinin doğru cevabı verdiğini anlamak içindir. Ve aslında sadece bir tanesi doğrudur, diğer dört şık yanlıştır.


(Bu verileri 2008 de internetten almıştım. Şimdi de hemen hemen yakın) 


1.Hıristiyanlık - 2.1 milyar  - şimdi 2.2 milyar

2. Seküler/Dinsiz/Ateist - 1.4 milyar - şimdi 1.6 milyar

3. İslam - 1.2 milyar - şimdi 1.6 milyar

(

İSTİKBAL İSLAMINDIR


Yazar: Şadi EREN ( Prof. Dr.), 22-2-2007


1910'lu yıllar, İslâm âlemi'nin en zor ve en sıkıntılı yıllarıdır. Hemen hemen bütün İslâm devletleri ecnebi sömürgesi altındadır. İslâm âlemi'nin lideri ve hilafetin merkezi olan Osmanlı Devleti, 1. Dünya savaşı depremiyle çökmüştür. "Alem-i İslam'a indirilen darbelerin, en evvel kalbime indiğini hissediyorum" (Tarihçe-i Hayat, s. 123) diyen Bediüzzaman SAİD NURSİ, dehrin olaylarından şiddetle muzdarib iken, mana âleminden bir teselli alır. Şöyle ki:

" Bir Cum'a gecesinde nevm ile âlem-i misale girdim. Biri geldi, dedi: Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor.

Gittim, gördüm ki; münevver, emsalini dünyada görmediğim selef-i salihinden ve asarın mebuslarından her asrın mebusları içinde bulunur bir meclisi gördüm." (Sünuhat, s. 30)

Bu meclis, Osmanlı'nın mağlubiyetini ve İslâm'ın mukadderatını ele alır. Karşılıklı soru-cevaplardan sonra, meclisten çıkan karar şudur: " Evet, ümitvar olunuz ! Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslam'ın sadası olacaktır."( Sünuhat, s. 36)

)
4. Hinduizm - 900 milyon - şimdi 1 milyar
5. Budizm - 708 milyon
6. Çin geleneksel dini - 394 milyon
7. Afrika geleneksel inançları -100 milyon
8. Sihizm - 23 milyon
9. Musevilik - 14 milyon
10. Bahailik -12.5 milyon
11. Mormonizm - 12 milyon
12. Yehova'nın Şahitleri - 6.7 milyon
13. Şinto - 4 milyon
14. Zerdüştlük - 2.6 milyon


Cenab-ı Allah’a sonsuz hamdolsun. Garip Celal’e lütuf üstüne lütuf yağdırmış.


Milyarlarca insanın içinden seçmiş müslüman olarak dünyaya göndermiş. Ehli sünnet içinde yaratmış. Gerçek imanla şereflendirmiş, namazla huzuruna almış, namazda baklava yediriyor, yani gözyaşıyla dua ettiriyor. Duada cennette Cemal’ini istemeyi nasip ediyor.


ELHAMDÜLİLLAH Sana binlerce hamdolsun Allah’ım. NE KADAR ŞÜKRETSEM AZDIR.


DÜŞÜNMEK İBADETTİR


Dünyayı geniş açıdan tefekkür ettim. Allah, herşeyi biz insanlar için yaratmış. 


Yılanın zehiri bile faydalı. Antibiyotiklerde antiseptik olarak bir miktar zehir oldugunu biliyor muydunuz? Hammaddesi su ve ot olan ineklerin karnındaki fabrikadan, insanın vücudunun ihtiyacı protein kaynağı süt üretiliyor.


Agaçlar çamurlu su içiyor, gübre yiyor, insana çeşit çeşit meyveler veriyor.


Allah denizde balıkları da insan için yaratmış. Yaşama devam edebilmemiz için tatlı su kaynakları akarsuları akıtmış. Yağmuru rahmet vesilesi kılmış.


Allah yağmur ve karı insan için tane tane yağdırıyor. Yoksa, çığ şeklinde de yağdırabilirdi değil mi? Tüm dünyayı nefes almamız için oksijenle doldurmuş. 


Dünyaya ısı ve ışık kaynağı güneşi yaratmış. Milyonlarca yıldır yanmak maddesi bitmiyor. Gece lambası yıldızları ve ayı yaratmış. Dinlenmemiz için geceyi ve çalışmamız için gündüzü oluşturmak için, dünyayı kendi etrafında basket topu gibi döndürüyor.


Sıkılmayalım diye yazı, kışı, baharı yaratıyor. Vücudumuzun muhtaç olduğu vitamin, minarel, proteinleri biliyor ki, yerden midemize uygun gıdaları bitiriyor.




Yeryüzünü bir sofra yapmış. Üzüm, kavun, portakal, elma, muz, hurma, şeftali.... Et, balık, tavuk, yumurta ...  Elsiz bir böcekle bize ipek giydiriyor... Zehirli bir böcekle bal sunuyor....


Tavuğun tornası yok, tezgahı yok, trak fabrika gibi fix yumurta çıkarıyor.


Daha bu liste çok uzar. Çünkü Rabbimiz Kuran’da:

“Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”   (Nahl suresi, 18. ayet) Der.


Allah, herşeyi insan için yaratmış.  Peki insanı ne için yaratmış?




Aşağıda konuyla ilgili internetten derlediğimiz bilgileri paylaşmak istiyoruz.


Sual: İnsan nİçİn yaratıldı, vazİfesİ nedİr?


CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bütün varlıkların hülasası, özü olan insan, eğlence için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak keyf sürmek için yaratılmadı. Kulluk vazifelerini yapmak için, Rabbine itaat, tevazu, kuvvetsizliğini, ihtiyacını göstermek, Ona sığınmak ve yalvarmak için yaratıldı.

Muhammed aleyhisselamın bildirdiği ibadetlerin hepsi, insanlara faydalı şeylerdir. İnsanlara yaradığı için emredilmiştir. Yoksa, hiçbir ibadetin Allahü teâlâya faydası yoktur. Candan teşekkür ederek, minnet ile ibadet yapmalı, tam teslim olarak emirleri yapmaya ve yasaklardan kaçınmaya çalışmalıdır.


Allahü teâlâ hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde, kullarını, emir ve yasaklar vermekle şereflendirdi. Her şeye muhtaç olan, biz kulların, bu büyük ihsana, bol bol teşekkür etmemiz, bunun için de, emirleri yapmaya candan sarılmamız gerekir. (73. Mektub)


ALLAH İNSANI NİÇİN YARATTI


Bu sorunun en doğru cevabını elbette ki insanı yaratan ezeli ve ebedi varlık Allahu Teala vermektedir. İlahi kelamda Rabbimiz şöyle buyurmaktadır, mealen:


Ben cinleri ve insanları ancak beni tanısınlar ve bana kulluk yapsınlar diye yarattım. (Zariyat/56).


Rabbimiz cinleri ve insanları elbette ki kullarının ibadetine muhtaç olduğu için yaratmadı. Zira O Es-Samedtir ki hiç şeye muhtaç değildir. Hadisi Kudside Ben gizli bir hazineydim bilinmek istedim ve mahlukları yarattım. buyurmakla da kulları tarafından bilinmeye muhtaç değildi.



RİSALEİ NUR’DA GEÇEN İNSANIN DÜNYADAKİ VAZİFELERİ


Nur Küllîyat'ında insanın vazifesiyle ilgili birçok bahis mevcut. Bunların bir özeti olarak birkaç maddeyi takdim edelim:


***- Ruhuna bir İlâhî ikram olarak takılan, ilim, irade, görme, işitme gibi sıfatlarını Allah’ın sıfatlarını bilmeye bir vasıta olarak kullanmak. Kendi ruhundan İlahi sıfatları bilmek için açılan bu marifet pencerelerini iyi değerlendirmek.


***- Akıl kuvvetini hikmet dairesinde, şehvet kuvvetini iffet dairesinde, gazap kuvvetini şecaat dairesinde kullanmak.


***- Muhabbetini ancak Allah’a vermek ve mahlukatı da yine Onun namına, Onun isimlerine ayna olmaları, kemaline işaret etmeleri, cemalinden haber vermeleri cihetiyle sevmek.


***- “İbadatın bütün enva’ına müstaid bir fıtratta” yaratıldığının şuurunda olup, bütün ibadet çeşitlerinin ayrı ayrı feyizlerinden azami ölçüde nasiplenmeye çalışmak.


***- Kendisine verilen “kalb, sır, ruh, akıl hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebediyeye yüzlerini çevirmek.” Böylece bunların her birini kendine mahsus ibadetiyle meşgul etmek.


***- Duygularının her biriyle Allah’ın rahmet hazinelerinden birini açmak, ondan güzelce faydalanmak ve küllî şükretmek.


***- Aczini ölçü alarak Allah’ın kudretini, fakrına bakaran Onun rahmetini, noksanlıklarını düşünerek Onun kemalini tefekkür etmek. Rabbini sonsuz kemal, rahmet ve kudret sahibi, kendi nefsini ise yine sonsuz aciz, fakir ve noksan bilmek.


***- Ruhunu günahlardan, bedenini de her türlü kirlerden, pisliklerden uzak tutarak İlahi huzura çıkmak.


***- Kendini Allah’ın en mükemmel eseri olma cihetiyle meleklerin, ruhanilerin seyrine, temaşasına güzelce sunmak.


İşte insan bu gibi ulvî gayeler için yaratılmıştır. Ama ne yazık ki, bir çok insan, kendini unutmuş ve bu gayelerden gafil olarak sadece dünya hayatını rahat bir şekilde geçirmek için çabalar.


Bütün kâinatın ibadetlerini temsil etme kabiliyetine sahip olduğu hâlde, sadece çevresindeki bir gurup insanın teveccühlerini kazanmayı ve kendisini onlara beğendirmeyi hayatına gaye edinir.


Bir süre sonra kendisi de o insanlar da dünyadan göçüp gitmekte ve bütün bu gayeler de onun bedeniyle birlikte âdeta toprağa gömülüp kaybolmaktalar.


*****


Ya Rabbi, ölünceye kadar ibadet etmemizi, ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasip et ve bizlere Cennetini ihsan eyle!


AMİN amin amin.



Celalin Penceresinden

************

BU YAZI HER HAFTAKİ YAZILARIN YAYINLANDIĞI GİBİ ŞU 6 SİTEDE YAYINLANMIŞTIR: (Ayrıca bu bloğun linki Twitter ve Facebook'ta paylaşılmıştır.)

1- Memleketim Konya Ereğli'nin yerel haber sitesi EREĞLİ HABERLERİ'nde:

http://www.ereglihaberleri.com/Kose_Yazilari-Insan_Nicin_Yaratildi-k10692.html

2- MİLLİYET BLOG'da:

http://blog.milliyet.com.tr/insan-nicin-yaratildi-/Blog/?BlogNo=577868

3- ForumTR sitesinde:

https://www.frmtr.com/dini-sohbetler/5697941-celalin-penceresinden-72.html#post65258598

4- Yazarlar Topluluğu sitesinde:

http://www.yazarlartoplulugu.com/oku/13666/insan-nicin-yaratildi-.html

5- Engelliler Blog-1:

https://engelliler.gen.tr/blogs/celal1973/2292-insan-nicin-yaratildi.html

6- Engelliler Blog-2: