4 Eylül 2017 Pazartesi

Arakan Nasıl Müslüman Oldu?


Arakan Nasıl Müslüman Oldu?

 

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

 

Her hafta bunu diyoruz ama malesef çok acılar yaşanıyor bütün dünyada, masum çocuk ve kadın ayırmadan sırf müslüman diye acımasızca zulmediliyor.

 

Bugün 4 Eylül 2017. Kurban bayramının son günü. Buruk bir bayram yaşıyorum. Türkiye’mizdeki (dul, yetim Suriyeliler) ve dünyadaki zulümleri düşününce gülemiyorum.

 

Hem zulüm gören müslümanları, hem de ülkemizdeki Kuran’dan uzak, günah işlemekten korkmayan gaflet uykusundaki gençlerimizin halini düşününce, gülemiyorum.

 

Peygamber Efendimiz SAV “Dünya hüzün dünyasıdır. Benim bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” Demiş. Bu yüzden bendeniz hep hüzünlüyüm ve çok ağlarım.

 

Dostum Aydın Kaynarca bey şahittir. Ziyaretime gelirken hangi filmi getireyim dediğinde, şöyle hüngür hüngür ağlatan film getir dostum, derim.

 

Aydın beyin yanında teyemmümle yatarak kıldığım namazların sonundaki her duamda, bunları ve cehennemi düşününce hüzünleniyor, gözyaşlarımı tutamıyorum.

 

Burada yazılan yazılar arşiv nitelendiğinde oluyor, yıllar sonra okunduğunda bu günler hatırlanıyor. Bendeniz haber izlemiyor ve Facebook kullanmıyorum. Ama Twitter’dayım.

 

Bu yazıda, Twitter’dan öğrendiğim, video ve resimleri üzülerek izlediğim Arakan’daki müslümanlara yapılan zulümden yola çıkarak Arakan tarihinden bahsetmek istiyoruz:

Şu fotoğraf içimi en çok yakan karelerden biridir. Burası Arakan ve bu zulmün en hafif derecesi.

 

ARAKAN NEREDE?

 

Burma (yeni adı Myanmar) ve batıdaki eyaleti Arakan' daki olaylar… Hangi ismiyle hitap edilirse edilsin, bu bölgede yaşayan Müslüman halk, her dönem, çeşitli gruplar tarafından işkencelere, katliamlara, soykırım çabalarına mâruz kalmış bir halktır.

 



Myanmar'ın 58 milyon nüfusunun % 4 ü Müslüman. Geri kalan nüfusun büyük çoğunluğu Budist. Müslümanların büyük çoğunluğu, ülkenin Arakan adlı bölgesinde yaşıyor.    
 
Arakan eyaletindeki Arakan Müslümanlarının nüfusu:
Açık kahverengi: Arakan Müslümanlarının azınlık olduğu bölgeler
Koyu kahverengi: Arakan Müslümanlarının çoğunluk olduğu bölgeler
 
 
Asya’da Bangladeş, Çin, Hindistan, Laos ve Tayland arasından Bengal Körfezi’ne uzanan 58 milyonluk Burma, yedi eyaletten oluşuyor, Arakan ya da diğer adıyla Rakin de bunlardan biri. Zümrüt, yakut, petrol, pirinç ve kereste zengini bir ülke Myanmar…

 

Yüzölçümü 605.277 kilometrekaredir. Ülkenin başkenti 2005 yılından beri Naypyidaw şehridir. Myanmar'ın resmi dili Burmaca'dır. Myanmar 4 Ocak 1948 tarihinde kurulmuştur ve ülkenin yönetim şekli Başkanlık sistemidir.

 

ARAKAN NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

 

İslam’ın ülkeye girişi ilk kez Hicri birinci asırda Müslüman tacirler aracılığıyla oldu. Allah Resulü’nün (s.a.v) sahabelerinden Vakkas bin Malik (r.a) ve bir grup arkadaşı bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirlerdir. Daha sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretleri artmıştır. Hicri ikinci asırda Müslüman tacirlere ait bir gemi Arakan’a yakın Bengal Körfez’inde batmış ve gemideki onlarca Müslüman karaya çıktıktan sonra bir daha ülkelerine dönmemişlerdir. Arakan’a yerleşen bu Müslümanlar, İslam’ın bu bölgede yayılmasında büyük emek göstermişlerdir.

 

VE ARAKAN İSLAM DEVLETİ…

 

13. yüzyıla gelindiğinde Arakan Halkı tamamen Müslümanlaştı ve 1430 yılında Arakan İslam Devleti kuruldu. Arakan İslam Devleti’nin ilk sultanı ise Süleyman Şah’dır. Arakan İslam Devleti 1784 yılına kadar bölgeye hükmetti. Bu dönemde Arakan bir ticaret ve ilim merkezi oldu. Portekizliler, Hollandalılar uzun yıllar Arakan ile ticaret yaptılar ve Arakan, ekonomik olarak güçlü bir hale geldi.

 

Burma Sultanlığı, Arakan İslam Devleti’ni yıksa da bölgeye tam olarak hâkim olamadı. 19. Yüzyılda Arakan’ı  işgal eden yeni sömürgeci güç İngiltere’ydi. Arakan’ı iliklerine kadar sömüren ve Arakanlı Müslümanları maden ocaklarında zorla köle olarak çalıştıran İngiltere, 1948 yılında bölgeden ayrılırken, Arakan’ı Burma Sultanlığı’na bıraktı. İngiltere, Ortadoğu’da oynadığı oyunun aynısını bu sefer Asya’da oynadı.

 

1784 yılında Müslümanların siyasi iktidarı kaybetmelerinden hemen sonra Burmalı Budistler, Müslümanları ezmeye, fiziksel olarak imha etmeye yönelik bir politika uyguladılar. Ülke Müslümanları, 1938 yılında kısmi bir bağımsızlık elde etmiş olsalar da iktidarı ele geçiren cunta, Müslümanlara büyük eziyetlerde bulundu.

 

İSLAM DEVLETİ YIKILDI, ZULÜM BAŞLADI

 

Arakan Halkı, İslam Devleti’nin yıkılmasının ardından Budistler tarafından sürekli olarak din değiştirmeye zorlandı. Fakat Arakanlı Müslümanlar her ne pahasına olursa  olsun dinlerini terk etmediler. Bunun üzerine Burmalı Budistler, askerlerden aldıkları destekle Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük bir katliama giriştiler.

 


28 Mart 1942 yılında ilk olarak Minbya şehrine bağlı Çanbilli Köyünde başlayan, daha sonra da bütün Arakan’a yayılan bu katliamda en az 150 bin Arakanlı Müslümanın öldüğü tahmin ediliyor. Bu tarihi katliam esnasında yüz binlerce Arakanlı vatanını terk ederek komşu ülkelere sığındı. ( Nilüfer Müftülüğü, arşiv)

 

SOSYALİST PARTİ 20 BİN MÜSLÜMAN KATLETTİ

 

Burma, 1948 yılında İngiliz yönetiminin sona ermesiyle bağımsızlığını kazandı. 1962 yılında askeri darbeyle iktidara gelen komünist General Ne Win, devletin tüm imkânlarını Müslümanları yok etmek için seferber etti. Hazırlanan “Burma Sosyalist Parti Programı”nda, her türlü yol kullanılarak Müslümanların dinlerinden uzaklaştırılması hedefleniyordu.

 

İnsan hakları kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi ve Müslümanların tüm mal varlıklarına el konuldu. Devletin iletişim araçları, İslam dini hakkında yalan ve iftiralar yaymak için kullanıldı. 1978 yılının baharında, 200.000 Müslüman daha Bangladeş’e göçmek zorunda kaldı.

 


1990’lardan sonra Müslümanlar tekrar büyük bir kıyıma uğramış ve yine 200.000 kişi 1992 yılında Bangladeş’e sığınmak zorunda kalmıştır. Çok fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş, Burmalı mültecileri topraklarında ağırlamakta, ancak yiyecek ve barınma konusunda yardım etmekte çok zorlanmaktadır. (Dünya Bülteni)

 

GÜNÜMÜZDEKİ BUDİST İŞKENCESİ

 

Myanmar haber ajanslarının vermiş olduğu bilgilere göre: Budist çetelerin zulmü, cinayet, toplu tutuklamalar, tecavüz vakaları ve işkence suretinde kendini gösteriyor. Ayrıca, Ekonomi olarak bir çok boykotu yaşayan Myanmar Müslümanları’nın, evleri ve işyerleri ateşe veriliyor. Gençler keyfi tutuklamalar yüzünden yaşadıkları yerlerden kaçıyorlar. Budist çeteler, Müslümanlara ait olan ev, cami, işyerleri ve araçlarını kundaklamaya devam ediyor.

 

2012 – 2013 yılları arasında Myanmar’da, çoğu Müslüman 250 kişinin ölümüne neden olan şiddet olayları yüzünden, yaklaşık 140 bin kişi yer değiştirmek durumunda kaldı. Budist çetelerin kontrolünde yaşanan bu olaylara Türkiye dışındaki ülkelerin büyük kısmı sessiz kaldı.

 
Suriyeli Aylan bebek gibi olan masum çocuklara oluyor.

 


Tarihi zulüm ve işkencelerle dolu Burma Müslümanları, Müslümanlardan gelecek yardıma muhtaç, çaresiz bir şekilde işkence görmeye devam etmektedir. Müslümanların yeniden refaha ve huzura kavuşması için bir an önce, Arakan’da akan kanı durdurucak somut adımlar atılmalıdır.

 

(Yukardaki bilgileri çeşitli sitelerden derledik ve en fazla bilgiyi bu siteden aldık:)

 


 


Arakan Sorunu nedir, kim ne istiyor? konusunda en bilgilendirici yazi:

 

 
 

 
*****

 

Binlerce masum çocuk, kadın ve yaşlı öldürüldü. Benim bu zalimliğe aklım ermiyor. Şeytanın hizmetkarı Ebu Lehep ve Firavunlar demekki hala yaşıyor.

 

Peygamber Efendimiz SAV zulüm karşısında üç şey öneriyor. Gücü yetiyorsa eliyle, yetmezse diliyle düzetmeye çalışsın, diyor. Yada en azından kalben buğzetsin, diyor.

 

İşte elimizden tek gelen kalben buğzetmek (sevmeme-nefret etme) ve dua ediyoruz.

 

Çünkü, Dua müminin silahıdır, diyor Efendimiz SAV. Acizane her namazdan sonra ettiğim dua ile yazımızı bitiriyoruz, Lütfen aynısını edin yada en azından amin deyin:

 

Ey Merhametlilerin en Merhametlisi Büyük Allah’ım,

 

Şu an bütün dünyada zulüm gören müslümanlara yardım et, onların gözyaşlarını dindir.

 

Allahüm-Merham Ümmete Muhammeden Rahmeten Ammeh. (10 defa)

 

(Allah’ım ümmeti Muhammedin hepsine umumi olarak Rahmetini indir. Efendimizin SAV ettiği dua)

 

Amin amin amin.

 

 

Celalin Penceresinden

 

 

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Madem Ömür Kısadır


Madem Ömür Kısadır

 

Merhaba sevgili gönül dostlarımız,

 

Bu hafta hangi konuda yazsak diye düşünürken Büyük islam alimi Bediüzzaman Said Nursi’ye (1878-1960) ait bilgisayarıma indirdiğim Risale-i Nur uygulaması gözüme çarptı.

 



Risale-i Nur Külliyatı engin bir ilim deryası. Öyle faydalı açıklamalar yapmışki, imanım tahkike gidiyor hamdolsun. Bediüzzaman’dan Allah razı olsun.

 

6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatı içine dalınca çıkamadık. Bendeniz artık iyice aşina oldum. Osmanlıca terimlerin çoğunu anlayabiliyorum çok şükür. Risalelerden alıntı yapmak istedik.

 

Fakat bölmek istemedik, zira açıklamalar uzundu. Aşağıdaki metin kısaydı ve çok özetti. Paylaşmak ve yazının paragraf aralarında çok kısada olsa naçizane Celalin Penceresinden bakarak yorumlar yapmak istiyoruz, buyrun:

 

Beşİncİ Mes'ele:

 

Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. (Salih ameller, hayırlı işler ve ibadetler) Hem madem hayat-ı ebediye (sonsuz cennet hayatı) burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahibsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerim (Hikmet sahbi ve cömert) bir Müdebbiri (Büyütüp besleyip terbiye eden Rab anlamında Allah) var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır.

 

Allah bizi bu dünyaya imtihana gönderdi ve dünyaya gelirken elimize verilen tek sermaye sınırlı ömür dakikalarıdır. Bu kısa ömrün her saniyesi kıymetlidir.

 

Zira sonsuz cennet hayatımız bu kısa ömürde biriktireceğimiz sevaplarla şekillenecektir. Burada kazandığımız her sevap toprağa dikilen bir tohumdur. Ahirette biçeceğiz inşallah. Bunun için Efendimiz SAV:

 

“Dünya ahiretin tarlasıdır.” Buyurmuştur.

 


Ve bu paragrafın son cümlesi şu ayete işarettir:

 

“Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür.” (Zilzal Sûresi, 7-8)

 

Hem madem   لاَ يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلاَّ وُسْعَهَا (“Allah, kulunu güç yetiremeyeceğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz.” Bakara, 286) sırrınca teklif-i mâlâyutak (Allah’ın güç yetirilemeyecek emri) yoktur.

 

Evet bu ayet gereğince Allah bana neden yatarak namaz kıldın, diye sormaz; ama neden yatarak da olsa namazını kılmadın, diye sorar. Çünkü buna gücüm yeter.

 

Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. (tercih edilir.) Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır.

 

Cehenneme parayla gidilir. İçki, kumar, zina, uyuşturucu parayla işlenilen günahlardır. Fakat cennete giden yol zararsız ve bedavadır. Caminin giriş ücreti duydunuz mu?

 

Gerçek dost bizi cennete götürmek için bize nasihat edendir.

 

Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani (boş, dünya ve ahirete faydası olmayan işler) şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misafir telakki edip (kabul edip) misafirhane sahibinin (yani Allah’ın) emirlerine göre hareket etsin; selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.

 

(Risalei Nur Külliyatı, Gençlik Rehberi, Beşinci Mesele)

 

Evet en mutlu insan, ölüme heran hazır olan müslümandır. Bu mümin ise, vaktini boş işlere harcamaz, Allah’ın emri olan ibadetlerini yapar ve hayırlı, salih ameller işler.

 


Ve bu mümin ölse, selametle kabir kapısını açıp sonsuz mutluluk yurdu cennete girer.

 

******

 

ŞÜKRETKİ NİMETLER ARTSIN

 

Hepimiz fani dünyada sabır ve şükür imtihanındayız.

 

Başımıza bir musibet gelip çaresi olmadığında mecburen sabrediyoruz.

 

Ama Celalin penceresinden bakarsak bence Allah şükreden kulunu daha çok seviyor.

 


Evet, Allah’a o kadar çok şükretmem gereken şeyler varki, binlerce Elhamdülillah…

 

Çok şükür yaşıyorum. Taş, bitki, hayvan olarak değil insan olarak yaratıldım.

 

Budist, Hindu (Öküze tapan), Yahudi, Hıristiyan olarak değil,

Eski Peygamberlerin bile ümmetinden olsak dediği Allah’ın en sevdiği kulu

Son Nebi, ahir zaman peygamberi Hz Muhammed Mustafa SAV ümmeti olarak,

Müslüman olarak yaratıldım.

 

Fitnelerin kol gezdiği bu ahir zamanda, gerçek İMAN ve İLAHİ AŞK’la şereflendim.

 

Ev, iş, araba, (yürüme dışında) beden sağlığı,

Sağnak sağnak nasip olan yiyecekler

Mesela içtiğim bu çay…

 
Dostluk gibisi yok. Hayat dostlarla güzel
 Canım dostum Aydın Kaynarca bey D-Smart getirdi sağolsun, maça baktık, malesef FB'miz elendi. (24 Ağustos 2017 Perşembe) Sağlık olsun inşallah.
İslam sosyal bir dindir, asla ruhbanlık yoktur. Biz sinemaya da gideriz, maça da bakarız fakat NAMAZIMIZI da asla ihmal etmeyiz.

Saymaktan aciz olduğum verdiğin maddi manevi nimetler için SANA BİNLERCE HAMDOLSUN ALLAH’IM… Çok şükür bugünüme…

 

Lütfen bugün yediğimiz bir nimeti düşünelim ve şükür hissiyle dolalım ve…

 

Ve yürekten ELHAMDÜ-LİL-LAHİ RAB-BİL ALEMİN (Alemlerin Rabbi olan Allah’a Hamdolsun) diyelim ki Allah da nimetlerimizi artırsın.

 


“Rabbinizin şunu duyurduğunu da hatırda tutun: Eğer şükrederseniz, ben de sizin için (nimetlerimi) mutlaka artıracağım. Ve eğer nankörlük ederseniz hiç kuşkusuz benim azabım çok çok şiddetlidir.” (İbrahim suresi, 7. Ayet)


Herşeye rağmen yaşamak çok güzel...

 

Celalin Penceresinden

 

 

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Peygamberimizi Sevmek


Peygamberimizi Sevmek

 

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

 
Emekli olduğum şirket Karel'de 1995-2001 aynı odada çalışmıştık mühendis dostum Süha Can ile. Sonra o ayrılıp Adana'ya gitmişti. Bu haftasonu Ankara'daki evimize çat kapı ziyaretime geldi, çok sevindim. Özlemişim. (19 Ağustos 2017 Ctesi)

Sahip olduğumuz dünyayı nasıl güzelleştirebiliriz? Çevreye, insanlara ve canlılara saygı. sevgi azaldı ve yaşadığımız dünyanın sonunu biz insanlar getiriyoruz.

 

Acizane gördüğüm temel sorun, insanların egoları ve bencillikleri. Bunu yenmenin yolu kendi içimizi aynaya bakarak düzeltmektir. Aynadan maksat örnek alınacak insandır.

 

Peki nasıl bir kişiliği örnek almalı, ki egolardan ve bencillikten kurtulabilelim?

 


En iyi rehber kim olabilir bencillikten uzak ve daimi insan sevgisiyle dolu olan? Bu sorunun cevabını Yüce Allah Kuran’da şöyle bildiriyor:

 

“Andolsun ki, Allah'ın rızasını ve ahiretin saadetini uman ve Allah'ı sürekli hatırda tutan kimseler için Allah'ın Resulü'nde sizin için pek güzel bir örnek vardır.“ (Ahzab suresi, 21. ayet)

 

Efendim artık biliyorsunuz, bendeniz naçiz bir ilim aktarıcısıyım. Bu yazılardaki bilgiler değerli hocaların sohbetlerinden derlediklerimizdir, yorumlar ise, yazıların sonunda yazdığı gibi naçiz “celalin penceresinden” hayata bakıştır.

 

Evet insan ister baba, dede, eş, evlat, devlet başkanı, ordu komutanı, cami imamı, belediye başkanı, ister işçi, işveren,  ne olursa olsun, Cenab-ı Hakk’ın dediği gibi Peygamber Efendimiz SAV herkes için en güzel bir örnektir.

 

Aslında hadisleri kabul etmeyip Kuran yeter diyenlere bir cevaptır bu ayet. Hadis-i Şerifler olmadan Peygamber Efendimizin SAV bu örnekliğini nasıl öğreneceğizki?

 

Bunun için Efendimizin SAV hayatını ve hadislerini, yani sünneti, ister kitap okuyup, ister sohbet dinleyip en güzel şekilde öğrenmeli ve hayatımızda uygulamalıyız.

 


İmanımızın kemal seviyeye ulaşması için Peygamberimizi SAV çok çok sevmeliyiz.

 

RESULULLAH (S.A.V)’I NASIL SEVECEĞİZ.

 

  Bir gün Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Hz. Ömer (r.a)’e: 

 

- “Beni seviyor musun?” diye sordu. Hz. Ömer (r.a):

 

- “Evet Ya Resulullah”  dedi. Peygamberimiz (s.a.v):

 

- “Ya Ömer beni ne kadar seviyorsun?”

 

- “Seni çok seviyorum Ya Resulullah.”

 

- “Ey Ömer! Beni ne kadar seviyorsun?” diye tekrardan sordu kainatın sultanı (s.a.v).

 

Hz. Ömer (r.a);

 

- “Seni çook seviyorum Ya Resulullah” der. Peygamberimiz (s.a.v):

 

- “Ya Ömer! Beni malından, evladından, canından hatta nefsinden de çok seviyor musun?” diye sorunca, Hz. Ömer (r.a) bir anlık duraklar ve kendini muhakemeye alır. Hemen akabinde Hz. Ömer (r.a):

 

- “Evet Ya Resulullah! Ben seni malımdan, evladımdan, canımdan ve de nefsimden de çok seviyorum”  deyince Fahri Kainat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v):

 

- “El-ân Ya Ômer! El-ân.” (Şimdi tamam oldu Ya Ömer) dedi. (kamil bir mümin oldun)

 
Sahabeler Peygamberimize böyle hitap edermiş: Anam babam sana feda olsun Ya Resulullah !

ŞİRK DEĞİLDİR

 

Peygamber Efendimizi SAV çok sevmek şirk değildir. Şirk, Allah’a sıfatlarında ortak koşmaktır.

 

(Habîbim, yâ Muhammed!) “De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, o hâlde bana tâbi' olun ki, Allah (da) sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan) dır, Rahîm (çok merhamet eden) dir.” (Al-i İmran suresi, 31. ayet)

 

Biz müminler sadece Allah’a tapıyoruz, peygamberimizi ise Allah’ın emri olduğu için çok seviyoruz.

 

Allah, Efendimizin sünnetlerine, yani hal ve davranışlarına uymayı Allah’ı sevmenin bir şartı kabul ediyor. Ayetin devamında, sünnete uyanları yani Peygamber Efendimizi sevenleri, Allah’ın seveceğini ve günahlarını bağışlayacağını belirtiyor.

 

Geçen hafta sevgili Hayat Nur Artıran hocamız Twitter’dan Hz Mevlana’nın Peygamber Efendimiz SAV hakkında şu sözünü paylaştı:

 

Nebîler sultanının güzel ahlakını hiç durmadan sürekli şerhetsem yüzlerce kıyamet geçer yinede onun güzel vasıfları bitmez !"

Hz.Mevlânâ



Fakat, Hıristiyanların çoğunluğu ise şirk koştu. Haşa! Hz İsa’ya AS Allah’ın oğlu dediler.

 

“Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.” (Meryem Suresi, 35. Ayet)

 

“Muhakkak ki İsa'nın babasız dünyaya geliş durumu, Allah katında Âdem'in durumu gibidir. Allah, Âdem'i topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi. O da, hemen oluverdi.” (Ali İmran suresi, 59. ayet)

 

“Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.” (Meryem Suresi, 34. Ayet)

 

ALLAH VE RESULÜNE İTAAT

 

Bazı ayetler var ki, Allah’ın peygamber Efendimizi SAV ne kadar çok sevdiğini anlıyoruz.

 

 1) -(Ey Muhammed! Onlara) Deki: “Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...”(Al-i İmran / 31)

 

 2)-(Ve yine) de ki: “Allah’a ve Rasule itaat edin; eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran / 32)

 

 3) -“Allah’a ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Al-i İmran /132)

 

 4 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin...” (Nisa / 59)

 

 5)-“Her kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse,” (Nisa / 69)

 

 6)-“Her kim o Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa / 80)

 

 7) -“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne itaat ediniz....” (Enfal / 20)

 

 8) -“Allah’a ve Rasulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin...” (Enfal / 46)

 

 10) -“Oysa aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Peygamberine davet olunan mü’minlerin sözü ise, “işittik ve itaat ettik” demeleridir...” (Nur / 51)

 

 11) -“Kim, Allah’a ve Peygamberine itaat eder ve O’ndan korkar, sakınırsa, işte kurtuluşa erenler de bunlardır.” (Nur / 52)

 

 12) -“(Ey müslümanlar!) Namazı dosdoğru kılın; zekatı verin ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Nur / 56)

 

 13) -“İçinizden kim Allah’a ve Rasulüne itaat eder ve salih amel işlerse,...” (Ahzab / 31)

 

 14) -“...kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab / 71)

 

 15) -“...Peygamber size neyi verirse, onu alın; neden sizi nehyederse, ondan da sakının...” (Haşr / 7)

 

 16 ) -“Allah’a itaat edin; Rasüle de itaat edin.” (Teğabun / 12)

 

***

 
Ağustos 2017 Hatırası - Yeğenlerim Nuriye İrem (15) , İsa (10) , Ceren (9) , Azra (6) ile

Evet gördüğümüz gibi Yüce Allah yanında Efendimizin SAV değeri o kadar çok ki…

 

Bu yüzden Efendimizin SAV hadislerini iyi öğrenip uygulamalıyız ki O’nu çok sevelim.

 

“Şüphe yok ki, Allah ve melekleri, Peygamber'e salât ederler (destek verirler/onun şanını ve davasını yüceltirler). Ey inananlar! Siz de ona çokça salât edin (onun davasına destek verin, onun şanını yüceltin) ve tam bir teslimiyetle ona selam verin!” (Ahzab suresi, 56. ayet)

 

Inşallah yazdığım yazılar ile dini tebliğ edip O’nun SAV davasına destek veriyorumdur.

 


Seni çok seviyorum Ya Resullullah !

O’na çok salavat okuyalım: Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammed.

 

Bu yazıyı sevgili ilahiyatçı Efkan Vural hocama gösterdim, güzel olmuş yayınlayabilirsin, dedi. Allah razı olsun.
 
Celalin Penceresinden