23 Ocak 2017 Pazartesi

İki Vazgeçilmezim: Namaz ve Çay


İki Vazgeçilmezim: Namaz ve Çay

 
Sevgili gönül dostlarımız,

Biliyorsunuz okullar yarıyıl tatiline girdi.
İki hafta yeğenlerimle vakit geçirdiğimizden kitap okumaya ve yazı yazmaya zaman bulamıyoruz.

Hoşgörü ve izninizle Mesnevi Okumaları yazı dizisine 2 hafta ara vermek istiyoruz. 3. yazımızı Allah nasip ederse 9 şubat 2017 perşembe yayınlayacağız inşallah.

Şimdi geçtiğimiz hafta içi yazdığımız son yazımızı paylaşmak istiyoruz.

Güzel yeni bir hafta dileklerimizle.

Allah işinizde kolaylıklar, ülkemizde huzur ve selamet versin...
Celal

***

Her gece seher vakti babacığımı uyandırıyorum. Geliyor lazımlık ördekle küçük tuvaletimi yaptırıyor, başıma yastık desteği koyup tekrar yatıyor. Allah razı olsun.

 


Seher vakitleri dünya semasına inip kullarının duasını bekleyen Rabbimle başbaşa kalıyorum. Teheccüd namazını kılıp Rabbime içimi döküyorum. Yani baklavalı dua ediyorum. (Ağlamak bana baklavadan lezzetli geliyor.)

 

Sonra uyumayıp Kabe TV’yi izleyerek Kuran dinliyorum. Sabah namazının vakti girdiğinde sabah namazını kılıyorum, güneş doğana kadar ilahi dinliyorum.

 

Güneş doğunca, 45 dk zikir yapıp iki rekat işrak namazı kılıyorum. Mesela bugün güneş Ankara’da 8:01’de doğdu. 8:46’da işrak namazı kıldım. (18 Ocak 2017)

 

Peygamber Efendimiz SAV buyurmuş ki:

 

“Bir kimse sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekât (işrak) namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur.” (İhyâ, c.1, s.336)

 

Zikir olarak 41’er ez Ayetel Kürsi, Felak ve Nas surelerini okuyorum, 3 ihlas 1 Fatiha ile bitiyorum. Hem zikir vakti doluyor, hem de günboyu vesveseden korunuyorum.

 

Her sabah, nafile hac ve umre sevabı gibi muhteşem müjdelere nail olmak var inşallah.

 

İşrak namazından sonra babam motorlu yatağa oturuma gelmeme yardım ediyor. Blog sayfamda dini güzel bir yazı yayınlayıp 9 email grubuna o yazıyı gönderiyorum.

 

Derken anneciğim tepsiyle kahvaltı getiriyor. Ekmeksiz zeytin, peynir ve şekersiz çay…

 

Sonra 2+2 dört rekat kuşluk namazı kılıyorum…

 

Ebu Hüreyre (r.a.) ise konuyla ilgili şöyle demiştir:

“Dostum Resûlullah (s.a.v.) bana üç şeyi tavsiye etti; onları ölünceye kadar bırakmam: Her aydan üç gün oruç tutmak, duhâ (kuşluk) namazı kılmak, vitir namazı kılıp da uyumak.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, c:4, s. 151)

 

Şimdi bunları şundan anlattım ki, bazen babam, annem, kardeşlerim beni düşündükleri için, kendini neden bu kadar yoruyorsun, diyorlar.

 

Mutasavvuf Yazar Osman Nuri Topbaş Hocaefendi şöyle der:

 

“Hakikati idrak etmiş bir insanın bu dünyada boşa geçirecek bir an’ı yoktur.”

 

Hocamızın dediği gibi ben hakikati idrak ettim. Dünya hayatı fani ve ahiret ise sonsuzdur.

 

Sürekli yattığım için hep ölümü düşünüyorum. Ölsem kabirde nasılsa uyuyacağım, derim. Dünyaya asla geri dönüş olmayacak. Sonsuza kadar sevaplarımı artırma şansı verilmeyecek ve ibadetlerimi çoğaltmadığıma pişman olacacağım, diyorum.

 


Ve hastalığım sürekli ilerliyor, bırakın da çeşme akıyorken testimi iyice doldurayım.

 

Çocuklarımızı neden Namaza alıştıralım?

 

Neden mi? Her insan mutlaka ölecektir. Biz öldükten sonra amel defterimiz kapanmasın, kabrimizde sevap gelmeye devam etsin diye...

 

Hani Peygamber Efendimiz SAV, ölen kişi arkasında üç şey bırakırsa amel defteri kapanmaz diyor ya, birincisi kendisine dua eden evlat idi, hatırladınız.

 

Peygamber Efendimiz SAV buyurur ki:

 

“İnsan ölünce amel defteri kapanır, üç şey bunun dışındadır. Kendisine dua eden evlat, sadaka-i cariye (okul, hastane, köprü, cami, çeşme, vs. faydalı eser yaptıran) , yararlanılan ilim/eser bırakan (kitap, öğrenci yetiştirmek, vs) , bunların amel defteri kapanmaz, mezarında da sevap gelmeye devam eder. ”

 

İşte acizane elimden gelen sadece yazı ve kitap yazmak...

 

Fakir, acaba evlat nasıl dua edecek diye düşünüyordumki keşfettim.  Efendimiz SAV çocuklarınızı NAMAZA alıştırın demiş aslında.

 



Çünkü bilirsiniz Her namazda selamdan önce Rabbena duası okunur.

 

Okunuşu: Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekumü'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.

 

Anlamı: Ey bizim Rabb'imiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde bağışla. Ey Rabb'im merhamet edenlerin merhamet edicisi, bize rahmetinle muamele eyle.

 

Evet her beş vakit namaz kılan kişi, günde onüç defa ana babasına dua etmiş oluyor.

 

ÇAY

 


 
Ne güzel demiş şair; ‘’Geleydin bir çay içimi, sen çay dökerdin, ben de içimi.’’

 

Biz Türkler samimi kişileriz, bir bardak çaya hikayemizi veririz.

 

84 yıllık çileli ömrünün 28 yılını aralıklarla hapishanede geçiren Büyük islam alimi Bediüzzaman’dan geriye (1876-1960) sadece iki şey kalmış; Seccade ve çaydanlık.

 

Çaysız yarım kalır sohbetler, hayatın tadı çaydır.

 

Anneciğimin demlediği çayına herkes hayrandır. Çaysever dostlarım, Aydın Kaynarca bey, Efkan Vural hocam, Ali Kırmızıgül bey annemin çayına doyamazlar.

 

Telefonla arayıp dostum Nuriye ablaya çay koydur, sohbete geliyoruz derler.

 

Mütevazi Ereğli müftüsü Yusuf Eseroğlu hocamı geçen yaz Ereğli’de eve çaya davet ettim. Kırmayıp geldi sağolsun, Celal’ciğim ben bir bardak çay içsem yeter, dedi.

 

Sonra bir bardağı bitirince annemden varsa bir çay daha alabilir miyim, dedi. Hocam, dedim gelin demlik bitene kadar içelim, sohbetiniz çok güzel, dedim.

 

Olur Celalciğim, Ben heryerde çay içemem ondan bir bardak dedim ama Nuriye abla  maşallah çok lezzetli demlemiş, dedi sonra beraber demliği bitirdik.

 


Yazımızı güzel bir şiirle bitiriyoruz:

 

Kimi onda kimi bunda tat bulur

Bizim keyfimiz de çay ile olur

Bu çay muhabbetten rengini alır

Ama tadı veren duman diyorlar

 

Çorba bitsin çaylar nerde diyoruz

Devadır bu çaylar derde diyoruz

Çok fazla içmek de istemiyoruz

Bir günde kırk bardak filan diyorlar

 

Serdar Tuncer

 


Allah bizleri aşk’sız ve çaysız bırakmasın.

 

 

Celalin Penceresinden

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder