13 Ağustos 2014 Çarşamba

H. Nur Artıran - Allah hikmetsiz iş yapmaz


H. Nur Artıran - Allah hikmetsiz iş yapmaz


 

Bugünkü yazımızda, başımıza gelen her olayın bir hikmeti olduğunu düşünmemize vesile olacak, yaşanmış bir hikayeden bahsedeceğiz.

 

Bu hikayeyi bu kış (mart 2014) Son Mesnevihan Hayat Nur Artıran hocamızın Cine5 televizyonundaki Ab-ı Hayat programında dinlemiştim.

 

H. Nur Artıran hocamız yıllarca, rahmetli Mesnevihan Şefik Can (1909-2005) hocanın yanında bulunmuş. Ondan dinlediği şu anıyı seyircilere aktardı.

 


Erzurum’da, sanırım cumhuriyetten önce, Osmanlı zamanında yaşanmış bir olay...

 

Şefik Can hocamızın babası türbedar Müftü Tevfik Efendi’nin bizatihi başından geçen yaşanmış bir olay… Erzurum’un bir mahallesinde evliya bir zatın türbesi varmış. (Erzurum’daki olayın geçtiği yeri ve evliya zatın ismini unuttum)   

 

Türbeyi ziyarete gelenler sandukanın üzerine tülbent (başörtüsü) hediye getirip sandukanın üzerine seriyorlarmış. Çünkü biliyorlar ki evliya zatlar Hayy’dır. (diridir)

 

Türbeye hizmet eden türbedar Tevfik Efendi şöyle düşünmüş. Mahallelerinde kocası ölen dul bir kadın varmış, çok fakirmiş, üstelik yetişkin üç yetim kızıyla yaşıyormuş.

 

Ben bu tülbentlerin dört tanesini sandukanın üzerinden alıp, o fakirlere hediye edeyim, diye düşünmüş. Biri anne, üçü de kızlar için... Götürmüş vermiş. 

 

Ertesi gün sabah, Tevfik Efendi uyanınca bir bakmış, sağ eli ve parmakları felç olmuş, oynamıyor. Üstelik diğer eliyle bile parmaklarını oynatamıyor, kaskatı kesilmiş...

 

Anıyı anlatmaya devam ederken muhterem H. Nur Artıran hocamız burada şu yorumu ekledi:

 

Biz olsak naparız? Doktor doktor gezeriz, fizik tedavi, kaplıca, tavsiye ilaçlar, kremler vs... Ama türbedar öyle yapmamış. Allah bana bunu neden vermiş olabilir, diye başlamış düşünmeye...

 

Çünkü biliyormuş ki, sebepler perdedir. Herşeyin bir maddi sebebi, bir de manevi sebebi vardır. Yani hikmeti, gizli nedeni... Allah hikmetsiz hiçbir şey yapmaz.

 

Türbedar son birkaç gün içinde yaptığı herşeyi düşünmüş ve elinin taş kesilmesine bir neden bulamamış. Aklına takılan tek şey, sandukadan alıp götürdüğü tülbentlermiş.

 

Tülbentleri verdiği fakir aileye gidip, utana sıkıla o tülbentleri geri istemiş. Ben size yenisini kendi cebimden alacağım. Onlar o evliya zata hediye edilmişti, izinsiz aldım, demiş. 

 


Tülbentleri geri getirip sandukanın üzerine sermiş. Ertesi gün uyandığında ise eli eski haline gelmiş. Bu sefer başlamış evliya zatın -Allah’ın izniyle- neden böyle birşey yaptığını düşünmeye...

 

Mahallede bir araştırma yapmış. Tülbentleri verdiği kadın ve kızlarının, o türbeyi hiç ziyaret etmediklerini öğrenmiş. Bir de, evliya zatın hakkında şöyle dediklerini aktarmışlar:

 

“Millet ne anlıyor o türbeyi ziyaretten.... Akılsızlar sandukaya yüzlerce tülbent sermişler.“  

 

Evet evliyalar diridir. Çevrelerinde olan bitenden Allah’ın izniyle haberdardırlar. Günümüzde bazıları diyorlar ki, Hz Muhammed SAV, 1400 sene önce yaşadı ve öldü...

 

Bir evliyanın bile öldükten sonra tasarrufu devam ederken, bir şehide bile ölü denmezken, peygamberlere nasıl öldü deriz? Konu dağılmasın, Herneyse, ...

 

Bizler, başımıza gelen olaylar hakkında çoğunlukla maddi sebeplere takılıyor ve olayların hikmetini düşünmüyoruz.

 

Çukur varmış, görmedim, düştüm, ayağım incindi diyoruz mesela... Halbuki işlediğimiz bir günahın ya cezası, ya kefareti yada bize bir ikaz olabilir.

 

Geçen yıl bu konuda yazdığımız şu yazımız çok ilgi görmüştü. İnşallah tekrar  okuyunuz:

 


 

 
Evet sonuç olarak, biliyorsunuz ayette Rabbimiz, ”… Allah izin vermeden bir tek yaprak bile düşmez...“  (Enam suresi 59. ayet)  buyuruyor.

 

Her başımıza gelen iyi yada kötü her olayın hikmetini, yani Allah’ın bunu neden vermiş olabileceğini düşünüp varsa günahımıza tövbe etmeli, hak yemişsek helallik almalıyız.

 

Rızkımız mı bollaştı, bu belki şükür imtihanıdır diye düşünmeliyiz...

 

 


 

 

5 yorum:

  1. Celal Kardeş; gönlünüze sağlık; işiniz gücünüz rast gitsin ; şükranla nice yazıda buluşmak üzere

    YanıtlaSil
  2. Celal Bey, çok teşekkür ederiz. Bizler sebepler perdesine takılıp arkasındaki nedenleri tefekkür etmeyi unutuyoruz. Yazınız ile bu konuda hassas olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlamış olduk.
    Muhterem H. Nur Artıran Hanımefendi'nin Ab-ı Hayat programında anlattığı bu hadiseyi bendeniz de çok etkilenerek dinlemiştim. Yazınız vesilesiyle içimizde tazelendi.
    Kalbi şükran ile...
    Sevcan Vatansever

    YanıtlaSil
  3. Celal Bey, bu hikaye hatırlattırdığınız için çok teşekkürler. Tam iyi geldi... sizin derin ve samimi düşüncelerinizi için Allaha şükürler olsun. Selam,sevgiler. Sylvie Güvenek

    YanıtlaSil
  4. Değerli Celal bey kardeşimiz. Bu kıymetli sohbeti hatırlamamıza vesile olan yazınızdan dolayı sonsuz teşekkürler ederim.

    Her işde ganîmet var
    Her nesnede zinet var
    Mevlâ görelim neyler
    Neylerse güzel eyler

    YanıtlaSil
  5. Celal BEY,
    Paylaşımınız için çok teşekkür ederiz. Gerçekten görünenin arkasındaki görünmeyeni görmek niyazıyla Rabbimizden feraset niyaz ediyoruz. Sevgiler..
    Eralp KÜÇÜK

    YanıtlaSil