10 Kasım 2012 Cumartesi

Bir -tek gözü- beş yüz yıl ibadete bedel


Bir -tek gözü- beş yüz yıl ibadetlerden ağır bastı
 

 

Başlıktaki konu bir Hadis-i Şerif’te geçmektedir. Önce bu hadisi yazacağım, devamında da acizane yorumumu paylaşacağım.


Aşağıdaki hadis el-Münziri'nin terğib vetterhib isimli kitabında hakim'den sahih isnadı ile yer almaktadır.

 

İki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz (SAV) anlatıyor:

 

- Arkadaşlar az önce yanımdan ayrılan Cebrail (as) “Ey Muhammed! Seni insanlığa aydınlık yolu göstermek üzere hak Peygamber olarak gönderen Allah’a and olsun ki diye söze başlayarak bana şu ibret dolu hikayeyi nakletti:

 

-Vakti zamanında bir mü’min dünyadan el-etek çekerek deniz ortasında ıssız bir adaya yerleşir. Burada insanlardan ve dünyalık işlerden uzak, ibadet etmeye koyulur. Bir süre ibadet ettikten sonra acıkmaya ve susamaya başlar, Ama nerede? Adada yalçın kayalarla, kıyıyı döven azgın acı deniz suyundan ve bir de kendinden başka bir nesne yoktur.

 

Günler haftaları, haftalarda ayları kovalarken abid kişi gittikçe güç ve takatten düşmeye başlar. Bu arada benzi solan, yüzü sararan abid, ibadetlerinin ardından durmadan, Ey Rabbim bana yiyecek ve içecek bir şeyler ihsan et ki, ibadet etme gücümü kaybetmeyeyim diye Allah’a yalvarıp yakarır. Günlerden bir gün kudretine nihayet olmayan Allah(cc) yalçın kayalar arasından buz gibi soğuk, şerbet gibi tatlı bir kaynak fışkırtarak, etrafında kor gibi narlarıyla boy salmış koca bir nar ağacını dalgalandırarak O’nun bu dileğini yerine getirir.

 

Artık bütün gün ibadet ettikten sonra kaynağın başına iner, nar ağacından tek narını koparıp yer ve abdestini alarak tekrar namaz kılmaya koyulur. Namazlarının ardından da, Ey Rabbim! Canımı secde ederken al, beni öldürüp de cesedimi toprak içinde çürütme, beni kıyamete kadar secde etmekten mahrum bırakma diye dua eder. Bu böyle tam beş yüz yıl sürüp gider. Nihayet bir gün Yüce Allah (cc) dileğine uygun şekilde ruhunu teslim alır.

 

Bundan sonrasını Cebrail (as) şöyle anlatıyor:

 

“Gerçekten biz o ıssız adaya iniş ve çıkışlarımızda gerçek Allah bağlısı mü’mini hep secdeye kapanmış, Allah’ı zikrederken gördük. Kıyamet kopup bütün insanlar dirilerek mahşer toplantısına getirildiklerinde onu yine ilahi sırlara dalmış ibadet eder bulacağız. Herkesin bir bir Allah’ın huzuruna çıkarak hesaba çekilirken o da gelecek.

 

Yüce Allah(cc) ona şöyle seslenecek: Ey abid kulum, seni yaygın rahmetim sayesinde Cennete sokuyorum, buyur gir.

 

Abid ise şöyle cevap verecek: Hayır ey Rabbim! Amelim sayesinde Cennete girmeye hak kazandım.

 

Allah: Ey melekler, kulumun işlediği ibadet ve amellerle kendisine ihsan ettiğim nimetleri bir bir karşılaştırın.

 

Abidin amelleriyle Allah’ın kendisine verdiği nimetler karşılaştırılarak ölçü ve tartıya vurulacak. Bir tek gözü beş yüz yıl ibadetlerden ağır basacak. Geri kalan diğer nimetlere karşılık ibadet düşmeyecek.

 

Ardından Allah: Bu kulumu Cehenneme atın, diye emredecek.

 

Abid: Ey rabbim, yanılmışım, bağışla. Yaygın rahmetin sayesinde Cennete girebilirim elbette, diye haykıracak.

 

Allah: Onu buraya getiriniz.

 

Abid , Allah huzuruna varacak duracak.

 

Allah: Ey kulum, söyle bakalım Seni yoktan kim var etti?

 

Abid: Sen Ey Rabbim!

 

Allah: Bu var etme olayı senin amelinle mi, yoksa benim geniş ve yaygın rahmetimle mi meydana geldi?

 

Abid: Şüphesiz ki senin rahmetinle.

 

Allah: Beşyüz yıl gibi uzun bir süre sana ibadet etme gücünü veren kim? Issız adada seni tatlı suyla, hergün narla besleyen kim? Ve yine secde ederken ruhunu teslim alan kim?

 

Abid: Sensin Ey Rabbim!

 

Allah: İşte bütün bunlar benim geniş ve yaygın rahmetim sayesinde meydana gelmiştir. Bunları kabul ettikten sonra mesele kalmadı. Şimdi doğru Cennete.

 

 *******

 

Yüce Allah(cc) cümlemizi rahmetine bel bağlayarak ibadetini eksiksiz yapan kullarından eylesin, amin.

 

***************************************

 

Ayrıca bir de şu hadis var:

 

Allah Resulü’nün (sallallahü aleyhi vesellem):
Hiç kimse ameli ile cennete giremez. Siz de mi ya Resulullah! denilmişti de: Evet beni Allah’ın rahmeti çepeçevre sarmadıkça ben de öyle” buyurmaları ile cennete girme Allah’ın rahmetinin yar olması iledir.

 

Buhari, Kitabü’l-İstizan

 

*****************************************

 

Ben bu hadisi okuyunca kendi kendime umutsuzluğa kapılmıştım. Öyleyse cennete girmek kim, ben kim diye...

Sonra Kuran’ı okudukça,  Peygamberimizin SAV hadislerini okudukça, dini alimlerin sohbetini radyodan dinledikçe, yıllarca bu Hadisi şerife bir yorum bulmaya çalıştım kendimce.

Çok kısa bir yorumumu yazacağım. Yorumumdaki doğrular Allah'tandır, hatalar bana aittir.

***
 
Biz müslümanlar hep hayatımız boyunca yaptığımız ibadetlerle, ahlakımızla, iyiliklerle, amelimizle her zaman Allah'ın rızasını kazanmaya çalışırız. Yani Allah'ın sevgisini celbetmeye çalışırız. Günah işlemekten Allah'ın sevgisini kaybedeceğimiz için korkarız.

 

 

Yani neden namaz kılıyoruz , neden yalan konuşmuyoruz, neden içki içmiyoruz , neden oruç tutuyoruz...  Allah'ın sevgisini ve rızasını kazanmak için. ... Çünkü Allah şunu yap, şunu yapma dedi... Peki Allah'ım. Onun için bize bir iyilik yapana Allah razı olsun deriz.

 

 

Diyelim ki Türkiyenin en zengin insanının fabrikasında çalışıyoruz. Dürüstlük, çalışkanlık ve güzel ahlakımızla o patronun gözüne girmeyi başardık. O zaman bizi belki müdür yapar, 10 bin tl maaş verir, özel araç, lojman, akaryakıt... vs hakkı verir.

 

 

Eğer dünyada zenginin sevgisini kazanmak böyleyse, dünya ve AHİRETİN, her şeyin sahibi ALLAH'ın sevgisini kazanmış olarak ruhumuzu teslim edebilirsek , işte o zaman engin merhametli Rabbimiz, elbette bizi sevdiği kullarının yanına, cennetine koyacaktır inşallah.

 

C. Çelik / Ankara ( Konya-Ereğli )

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme